Ahmet ÖZER
Ahmet ÖZER

Milletin yazdığı destanın adıdır 15 Temmuz

21 Temmuz 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Milletin yazdığı destanın adıdır 15 Temmuz

Türkiye, 1960’dan bu tarafa nerdeyse her on yılda bir darbe, darbe teşebbüsü ve muhtıralar ile anılan bir ülke oldu.

Bunun son örneğini geçtiğimiz cuma akşamı 6. yıldönümü kutlanan 15 Temmuz ihanet ve işgal girişimi idi.

Ülkemizin tüm şehirlerin meydanlarında vatandaşlar tarafından şehitler ve gaziler dualar ile yâd dildi.

Bu işgal teşebbüsünü diğer darbelerden ayıran şey, bunun darbe olmaktan çok ülkeyi işgal etme girişimi oluşuydu.

FETÖ terör örgütü 50 yıldır ülkenin nerdeyse tüm kurumlarına sinsice sızmıştı. 15 Temmuz 2016’da hareket geçmiş ancak milletin feraseti sayesinden bu amacına ulaşamamıştır.

FETÖ terör örgütü elemanları ilk denemesini 2013 yılında 17/25 Aralık’ta yargıya ve emniyete yerleştirdiği elemanları vasıtası ile sözde yolsuzluk operasyonu adı altında yapmaya çalışmış ancak bunda da başarılı olamamıştı.

2016 yılı 15 Temmuz’a gelindiğinde ülkeyi kökten ele geçirme girişimi planını devre sokmuş ancak önce Allah’ın yardımı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dik duruşu ile halkı meydanlara davet etmesi halkın bu çağrıya kulak vermesi ve asker ve polis içindeki vatansever kişilerin sayesinden bu girişim başarılı olamamıştı.

Bu teşebbüs esnasında FETÖ terör örgütü elemanları tarafından açılan ateş sonucu 251 vatandaşımız şehit 2193 vatandaşımızda gazi oldu.

FETÖ ile mücadele

Bu işgal girişiminden sonra başta TSK, Emniyet ve Yargı olmak üzere birçok görevden alma ve tutuklama işlemleri yapıldı. Ama bu mücadele bir süre sonra neredeyse durma noktasına geldi.

Sanki FETÖ tamamen temizlenmiş gibi bir rehavete kaplandığı görülüyor.

50 yıl kendisini devletin içinde gizlemeyi başarmış bir örgütün bu kadar kısa bir sürede temizlenmesinin imkansızlığı ortada. Ayrıca bunların devlet içinden temizlendiğine kimse inanmamaktadır.

FETÖ ve PKK’dan dolayı tutuklananlar ile ilgili özellikle AYM’nin verdiği kararlar devleti suçlu görüp bazılarının tahliyesinin yolunu açması bazılarına tazminata hükmetmesi ise akıl alır şey değildir.

Eğer bu mücadele böyle yakala sal diye devam edip sulandırılırsa yakın zamanda böyle teşebbüsün tekrar olmaması için hiçbir sebep yoktur.

Bu mücadelede FETÖ’nün siyasi ayağına hiç dokunulmaması da vatandaşlarda mücadelenin tam anlamı ile yapılmadığını düşündürmektedir.

28 Şubat post modern darbede emekli eski birkaç askerin yargılanması ve ceza alması ile bitirilen yargılama sürecinde o dönemin siyaset, medya ve iş dünyası ayağına hiç dokunulmamıştır.

Muhalefetin tavrı

Bu işgal teşebbüsünü Belediye Başkanı’nın evinde kahve içerek izleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesi “tiyatro” diyerek küçümsemek istediği herkesin malumudur.

Zira CHP’nin genlerinde darbe yapmak ya da darbe yapanları alkış tutmak bir gelenektir.

1960 darbesinde Merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmesinde de CHP’nin başındaki dönemin genel başkanı ismet İnönü’nün parmağı olduğu da herkesin malumudur.

FETÖ terör örgütü “cemaat” gibi gözükürken aynı CHP onların “İslami bir yapı” olarak gördüğü için düşmandı. Ta ki bu yapının Erdoğan’la savaşmaya başlamadı ve Erdoğan’ı devirme girişimi sonrasında CHP’liler FETÖ hayranı oluverdi.

Aynı CHP Türkiye ile mücadele eden kim varsa “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı ile hareket ediyor.

Suriye’nin kuzeyinde sözde devlet kurmaya çalışan PKK/PYD’yi bile topraklarını savunan halk kahramanı ilan eden öldürülen PKK’lı teröristlerin cenazelerine katılan CHP’lilerin varlığı durumun vehametini göstermektedir.

Bunların tek düşmanı Müslüman olan kendi halkıdır.

Yorum Yazın