Mustafa ÖZYURT
Mustafa ÖZYURT

Mescidi Aksa

29 Eylül 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Mescidi Aksa

Ötekileştirme ben diyen benden başkasına hayat hakkı yoktur diyen insanların kolaylıkla yaptığı bir şeydir. Zaten ben onunum ona aidim ondan geliyorum onun nimetleriyle nimetlenmekteyim diyen bir insan elbetteki başkasını ötekileştirmek durumunda kalmayacaktır ve kalmamıştır. Biz  Mescid-i Aksâ’ya dönelim bakalım neler öğreneceğiz;

Mescid-i Aksâ, Sahre-i Meşrûfe’nin güney kısmında bulunur. Seksen metre uzunluğunda ve elli beş metre genişliğindedir. Bundan başka kendisine bazı yapılar da ilave edilmiştir. Mescid-i Aksâ’ya girilince kuzey tarafında Sultan Selahaddin Eyyubî’nin yeğeni El-Melikü’l-Azam, İsa b. Ebubekir b. Eyyub tarafından inşa olunan büyük revak dikkat çeker. Bu revak, yedi kemerden oluşmaktadır. Bu kemerler, yedi kapıya müntehi bir geçit üzerine inşadır.

Böylece Mescid-i Aksâ’nın toplam on kapısı var demektir. Mecid-i Aksâ, kırk beş sütun üzerine oturmakta olup, bu sütunların otuz üçü mermer, on ikisi taştan mamul ve üzerlerinde kemerler geçirilmiş ve pencereler açılmıştır. Yukarıdakiler haremin dışına, altındakiler mescidin içine bakmaktadır. Mescitte kırk büyük taş direk vardır. Mescidin sonunda rengârenk ve altın yaldızla süslü mozaiklerle donatılmış kubbe, Sultan Selahaddin Eyyubî tarafından H. 588 (M. 1193) yılında onarılmıştır. Bu kubbe, Sahre-i Meşrûfe kapısı gibi ahşaptan olup, dışı kurşunla örtülmüş, iç kısmı yaldızlı mozaiklerle tezyin olunmuştur.

Kudüs’ün fethinden evvel vefat edince bu mihrap fetihten sonra Selahaddin Eyyubî tarafından Halep’ten getirtilip Mescid-i Aksâ’ya konulmuştur. Bunun karşısındaki müezzinler mahfili, mermer sütunlar üzerine oturmuş gayet güzel bir eserdir .Doğu tarafında Hz. Ömer’in şehri fethi esnasında inşa ettiği cami-i şerifin kalıntıları dolayısıyla Câmi-i Ömer adıyla elan bir bina mevcuttur. Mescid-i Aksâ’nın sahanlığının kuzey kısmında demir parmaklıklarla çevrilmiş “el-Kas” olarak bilinen mermerden yuvarlak bir havuz vardır.

Buna “Berk-i Süleyman” denilen ırmaklardan su gelir. Harem-i Şerifte, Süleyman’ın ahırı, surun batısında mevcut olan “Burak-ı Şerif”, Megâribe Camii, şimdi Meclis-i Ali-i İslami tarafından el-Mecid-i Aksâ Kütüphanesi olarak kullanılan Nehuye Medresesi, Sahretü’l-Meşrûfe kubbesinin doğusunda bulunan Silsile Kubbesi, Mi’rac Kubbesi, Kayıtbay Sebili ile Harem-i Şerifin civarındaki medreseler vardır.

SONUÇ. İlahi dinler tarafından kutsal kabul edilen bu şehir, bu özelliği nedeniyle her üç dinin mensupları ve iktidar sahipleri tarafından sahip olunmak istenmiştir. Şehir bu özelliği nedeniyle tarih boyunca birçok savaşın nedeni olmuş ve olmaya devam etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de kendisine atıf yapıldığı ittifakla kabul gören Mescid-i Aksâ ve Hz. Peygamber’in Mi’rac’a yükselirken basıp yükseldiğine inanılan sahre-i meşrûfenin üzerine inşa edilmiştir.

İngilizlerin Mısır İşgal kuvvetleri Komutanı General Allenby komutasındaki İngiliz birlikleri, dört asır Osmanlı idaresinde kalan Beytülmakdis’i 11 Aralık 1917’de işgal etmiştir. Yaklaşık 25 bin şehit vererek Beytülmakdis’i korumaya çalışan Osmanlı Devleti, İngilizler karşısında tutunamayınca kutsal yapıların tahrip olmaması adına şehri terk etmek zorunda kalmıştır. Kay. : “Osmanlı Dönemi ve S.da Kudüs”Dia,C:26,s. 334-338. 

Beytülmakdis, Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık’ta Memluklara karşı kazandığı zaferden sonra Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiştir. 1516 yılı sonlarında Beytülmakdis’de başlayan Osmanlı hâkimiyeti, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın 1831-1840 yılları arasındaki işgali hariç tutulursa, Aralık 1917 yılına kadar kesintisiz devam etmiştir. Yaklaşık dört asır süren Osmanlı hâkimiyetinde şehir bir sancak statüsünde organize edilmiştir. 1516 yılından 1831 yılına kadar Beytülmakdis, Şam eyaletine bağlanmıştır.

Aksa Camii, Mescid-i Aksanın Güneyinde yer alan kurşun kubbeli yapıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa olarak bilinen alanın tamamı Osmanlı döneminde Harem-i Şerif olarak isimlendirilmiştir (El-Awaisi, 2008: 5

Haçlılar evlerde, camilerde ve yollarda bulunan herkesi kadın, çocuk demeden öldürdüler. Mescid-i Aksâ’ya sığınmış olanlar da kılıçtan geçirildi. Katliam bütün dünyada dehşet uyandırdı. Kurbanlarının sayısı kesin olarak belli olmamakla beraber bilinen husus, Beytülmakdis’de mevcut bütün Müslüman ve Mûsevîler’in tamamının öldürüldüğüdür. Bu cinayetler İslâm dünyasını yasa boğdu. Müslümanlar, barbar Haçlıları ülkelerinden sürüp atmak için iki yüzyıl mücadele etmek zorunda kaldılar. Haçlılar Kudüs’te bütün Müslüman eserlerini de yağmaladılar. Kubbetü’s-Sahre ve Aksâ Camii’ndeki değerli eşyalar tahrip edildi, çalınıp götürüldü.

Bu kapı aynı zamanda şehrin kapısıdır.  Kanûnî Sultan Süleyman döneminde önemli imar faaliyetleri gerçekleştirildi. Osmanlı dönemi yenileme faaliyetlerinin en önemlisi Sultan Abdülaziz döneminde gerçekleşmiştir. 1874’de Kubbetü’l-Sahra tamir edilmiş,

Esbat kapısı ya da Aslanlı kapıya, Hz. Yakub’un oğullarına nispetle bu isim verilmiştir. Burası mescidin kuzeydoğu tarafının en son kısmıdır. Ziyaretçiler daha çok bu kapıdan girerler. Bu kapı aynı zamanda şehrin kapısıdır.  Kanûnî Sultan Süleyman döneminde önemli imar faaliyetleri gerçekleştirildi. Sultan Süleyman’ın diğer önemli projesi Beytülahm ve Halîlürrahmân’dan Kudüs’e su getiren kanalların tamiri, şehir suyunun dağıtımının yapıldığı havuzların yenilenmesinin yanı sıra beşi sur içinde olmak üzere altı çeşmenin inşasıdır.

Yorum Yazın