Zafer KARAKUŞ
Zafer KARAKUŞ

Merkezi sınav sistemi bize ne söylüyor?

31 Ağustos 2021
3 dk Okuma
1 yıl önce
Merkezi sınav sistemi bize ne söylüyor?

Ülkemizde bildiğim kadarıyla 1966 yılından bu yana merkezi sınavlar yapmakta.

Son 20 yıl içerisinde liselere giriş sınavları; 1999-2003 yılları arasında Liselere Giriş Sınavı (LGS); 2004-2006 yılları arasında Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS); 2007-2012 yılları arasında Seviye Belirleme Sınavı (SBS); 2013- 2017 yılları arasında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi (TEOG)  ,2018 yılından itibaren ise LGS şeklinde ortaöğretim kurumlarına öğrenci seçme sınavı yapılmakta. Yine üniversiteye giriş sınavları da ÜSS, ÜYS, ÖSS, ÖYS, YGS, LYS, TYT, AYT gibi birçok kez değişikliğe uğradı.

Bu değişikliklerin yapılmasının nedenine  ister Küreselleşme diyelim, ister siyaset, isterseniz de toplumsal beklentiler diyelim, mevcut sistem kimseyi memnun etmeyen bir keşmekeşliğin içerisinde.

Sistemin sorunlara cevap verememesi eğitimin gerek felsefesinde gerekse ölçme ve değerlendirme boyutunda bir değişme ve gelişme muhtaç olduğu sürekli haykırılmakta.

Sistem kendisinden beslenen sektörler oluşturmuş durumda.

42 trilyonluk bir mali hacime sahip.

Bu pastanın dilimleri özel okul, kurs, hazırlık yayınları, özel ders gibi uzayıp giden paydaşlardan oluşmakta…

En önemli dilim dershane/kursların.

1980’de Kenan Evren, dershaneleri kapatmaya teşebbüs etti, yapamadı…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde kanunen kapattı…

Dershaneler kurslara, kurslar özel okullara dönüştü, yani ad değiştirdi. Evden bozma okullar da yeni bir konsept olarak yaygınlaşarak sektör içerisinde yerini almış oldu.

Yarışta öne geçmek için okullarda alınan dersleri yeterli görmeyip kurslara, özel derslere, özel okullara giden hatta özel okul yanında bir de kurs takviyesi alan ve bu kurumlara yıllık beş ile kırk beş bin lira aralığında para verip,  elde avuçta ne varsa tüketip umut satın almaya devam eden bireylerin her gün sayıları artarak çoğaldı.

Artık eğitim okul merkezli olmaktan çıkıp kurs, dershane, özel ders merkezli hâle geldi.

Merkezi sınav sistemi yüzünden  her hangi bir kitapçıya gitseniz, kitapçıların ilim, kültür ve sanat kitaplarına ayırdıkları reyonlardan daha çok test kitaplarına yer ayırdıkları görülür. Maalesef gençlerin kitap okuma, düşünme, hayal kurma, proje üretme, geleceğe hazırlanma yerine üniversitelerde yer kapma yarışına girdikleri bir süreçteyiz.

Bu durum bizi memnun eden sonuçlar ortaya koymaktan çok uzak olduğu gibi konu devasa bir sorun olarak ve her gün büyüyerek karşımızda durmakta.

Bu yılda üniversitelerde yer kapma yarışı devam etti, muhtemelen gelecek yılda sonraki yılda bu böyle devam edeceğe benziyor…

Yetkili ve sorumlu olanlar suskun.

Sorun görmezden gelinerek sorun olmaktan çıkarılabilir/ mi?

Bu yılki istatistikler ile bu konuyu açık bir şekilde ortaya koyalım:

YKS'de 2 milyon 607 bin 903 aday başvurdu. 2 milyon 592 bin aday sınava katıldı. 650 bini 4 yıllık bir fakülte tercihi yapabilecek durumda.

Sınava giren adaylardan 217 bin 504’ü matematikte ve 312 bini de fende sıfır çekti. Barajı geçen aday sayısı geçen yıla göre 500 bin kişi düştü. 1 milyon aday sınavın ilk aşaması TYT’ de bile baraj altı kaldı. Adayların 12 yıl eğitim gördükleri anadilleri Türkçe’ de bile 40 soruda doğru çözme ortalaması 18. 4’de kaldı.

Covid-19 salgını nedeniyle 2020'de sınav barajı 180'den 170'e indirilmişti. Bu yıl yine 180 barajı uygulanınca barajı geçen aday sayısı da 500 bin kişi azaldı. 1 milyon aday baraj altı kaldı. 180 puan barajını geçen aday sayısı sözel bölümde 565 bin 808, sayısalda 390 bin 132, eşit ağırlıkta 587 bin 678 ve dil puanında 70 bin 842 oldu. Yine, sınavın ilk aşaması TYT' de 150 puan barajını 1 milyon 627 bin 539 aday geçti. 2.6 milyon adayın girdiği sınavda 1 milyona yakın aday 150 puan alamayarak baraj altı kaldı. 2021 YKS' de 50 bininci olmayı bekleyen öğrenciler ilk 10 bine girdi. Tüm puan türleri bu sıralama sonucundan etkilenecek. Sıralamaların böyle olmasını zor sorular belirledi. O zaman aklımıza gelenleri bir sıralayalım.

Bu işte bir iş var. Gelin biraz kafa yoralım. Unutmayalım, eğitim işi ciddi bir iş.

Eğitimciler, siyasi partiler, sendikalar, Sivil Toplum Kuruluşları, medya, sağcı solcu, akademisyeni, boşta gezeni, ev kadını, ev genci, öğrenci arkadaşım, meslek erbabı kardeşlerim… Çağırım herkese…

Gelin bu konuda geç kalmadan bir çözüm üretelim.

Yorum Yazın