Dilek Bülbül
Dilek Bülbül

Meram’da Bir Türbe: Tavus Baba mı, Tavus Ana mı?

27 Eylül 2018
3 dk Okuma
4 yıl önce
Meram’da Bir Türbe: Tavus Baba mı, Tavus Ana mı?

Anadolu Selçuklu Devletine başkentlik yapan Konya, türbe açısından oldukça zengin bir şehirdir. Bunlardan biri de Meram’da bulunan ve “Tavus Baba” adıyla bilinen türbedir ki; Tavus Baba kimdir muammadır. Kaynaklara göre rivayetler farklılaşmakta fakat ortak nokta Hindistanlı bir zat olduğudur. Merhum Sanat Tarihçi Mehmet Önder, Tavus Baba’nın “Şeyh Tavus Mehmet” adında biri olduğu görüşündedir. Hatta bugün mevcut olmayan ve bitişiğinde olduğu söylenen Hatamu Dede Zaviyesinin şeyhlerinden biri olduğuna inanılır. Birkaç araştırmacıya göre ise Anadolu Selçuklu Sultanlarından Rükneddin Süleyman ve Alâeddin Keykubat dönemlerinde yaşamış olan bir meşayih yani; evliyadır. Bu bilgiye Milli Kütüphane Müdürü Mesut Koman’ın yayınladığı “Tezkiretü’l-İberi Ve’l-Asar fi Bahsi’l-Ümemi Ve’l-Emsar” adlı risalesinde rastlıyoruz. Burada Tavus Baba’nın ismi “Şeyh Tavus-ı Hindi” olarak geçmektedir. Bilindiği gibi Tavus kuşu Hindistan’ın ulusal kuşlarındandır. Özgürlüğü, ölümsüzlüğü ve bereketi sembolize eder lakin kültürden kültüre de taşıdığı anlamlar farklılaşabilmektedir. 
Bu bilgilerin aksine Ahmet Eflaki tarafından yazılan “Ariflerin Menkıbeleri” adlı eserde şöyle anlatılır: Vezir Ziyaeddin’in hanında Tavus adında harp çalan (bir çeşit saz olsa gerek) bir hanım vardı. Sesi de çok tatlı ve gönül okşayıcı idi. Gönül kapıcı ve benzeri az bulunur bir kadındı. Harp çalmasındaki maharetinden ötürü bütün âşıklar onun esiri olmuşlardı. Tesadüfen bir gün Mevlana Hazretleri o hana girip Tavus Hanımla tanıştı ve mübarek sarığından bir parça kesip ona verdi. Aynı gün, Sultan’ın hazinedarı Şerafeddin o hana uğradı. Tavus Hanım’a âşık oldu ve sonra nikâhı altına aldı. Zifaf gecesi hanımına: “Şimdiye kadar sende bu güzellik ve dilberlik yoktu. Bugün seni zamanın Rabia’sı ve Züleyha’sı ibi görmemin sebebi nedir? Bundan evvel olduğun gibi değilsin. Bu güzellik ve süs nereden geldi?” diye sordu. Hanım, Mevlana’nın kendisini şereflendirdiğini ve başına bağladığı sarık parçasını kocasına gösterdi. Hazinedar memnun olup eşiyle birlikte Mevlana Hazretlerine mürit oldu. Nihayet Tavus-ı Çengi’nin durumu o dereceye vardı ki, Konya’nın hurileri ve temiz olan âlemin nurlu güzelleri onun müridesi oldular. Tavus Hanım onların arasında açık kerametler gösteriyor, insanların kalplerinden haber veriyordu. Bu hanım bütün cariyelerini azat edip evlendirdi. Ayrıca; bu hanımın erkek kılığına girerek Mevlana’nın sohbetlerine de iştirak ettiği söylenir. 
Sonuç olarak hikmetli biri olduğuna kanaat getirdiğimiz bu zat-ı muhteremin türbesinin içi tuğladan, dışı taştan yapılmıştır. Sağına ise yalnızca bir pencere açılmış olup basit bir yapıdır. Bir çay içimlik vakitlerinizde uğramanız ve dualarınıza yoldaş olabilmek dileklerimle…

Yorum Yazın