02 Ağustos 2017
3 dk Okuma
5 yıl önce
Med-Cezir Hâlleri...

"Tok olan ekmeğin sade dışını,

Aç olan özünü görürmüş" derler...

Kaldı mı etrafta cennetine aç,

Affına da muhtaç hisseden erler...

 

Herkes bir âlemde, herkes mükemmel...

Gariplere kalmış tövbeler, aflar...

Günahtan azade gibi yaşarlar,

Küçük ağızlarda, kocaman laflar...

 

Ellerin günahın konuşur diller,

Ellerin cebinde gezinir eller,

Öte yandan kibir dolu gönüller...

Bu kiri aklamaz rüzgârlar, seller...

 

Bir sadaka verir, bin kez söylenir,

Oysa sol görmezse, sağ nasiplenir...

Çölde giden yalnız yolcu misali,

Dünya bir gölgelik, o da eylenir...

 

Üç kuruşluk hayır, hasenat yapar,

Üç bin kez anlatır, nefsine tapar...

Aymazlığın zirvesinde dolaşır

Bilmez, bir de cennette bir köşk kapar...

 

Riya, süm'a, ucup, eneiyyetten,

Kararmış gönüller, kararmış özler...

Oysa herkes aynı kemikten, etten,

Nasıl da tepeden bakıyor gözler...

 

 

Yorum Yazın