12 Mart 2022
3 dk Okuma
6 ay önce
Mal Sevgisi

Kâinatı ve onda olan her şeyi yaratan Allah, yaratıkları içinde bulunan insanı da diğerlerinden farklı olarak yaratmıştır. Bu farklılık insana verdiği akıldır. Allah insanın dünyada yaşayışını gerçekleştirirken kullanacağı aklını da gönderdiği peygamberleri aracılığı ile bildirdiği istikamette kullanmasını da bildirmeyi insanlar için gerekli görmüştür. Çünkü peygamberler ve onların arcılığı ile indirilen ve bildirilen kitaplar da vermiştir.

Akıllı olan insan bu sebeple diğer yaratıkların yöneticisi ve yönlendiricisi olduğu gibi bunlardan nasıl ve ne şekilde ve neyi ne zaman; nasıl ve niçin kullanacağını da bilmektedir. Çünkü Yaratıcı bu durumu kendisine bildirmiştir.      

Ne var ki, insan diğer kardeşlerinden çok kendisini daima ön plânda tutmuştur. Yani güzel ve faydalı olan şeyleri yapmak veya onları elde etmek konusunda kendi nefsini her zaman öne çıkarmıştır. Bu durumu bilen yaratıcımız ise biz insanlara dünya üzerinde nasıl davranmamız gerektiğini bildirmek ve dünyada yapmakta olduğu işlerden sorumlu olacağını da haber vermek üzere peygamberler göndermeyi de lütfetmiştir.

İnsanı yaratan Allah onun nasıl bencil olduğunu ve kendisi için lüzumlu olan şeylere karşı da düşkünlüğünü hem kendilerine bildirmiş ve hem de bu konuda nasıl davranırlarsa kendi lehlerine olacağını da hem peygamberleri ve hem de onlar aracılığıyla gönderdiği kitaplarında bildirmişti. Yani tek cümle ile söyleyecek olursak insan dünyada keyfe mâ yeşâ’ (kafasına estiği gibi) yaşamak üzere bırakılmış değildir. Çünkü dünyada yaşayışından sonra gelen ölümü ve dünyanın sonunda kurulacak olan âhiret hayatına geçişte kendisine dünyada verilen nimetlerden nasıl faydalandıklarından ve diğer insanlara karşı tutum ve davranışlarından ve verilen her şeyden nasıl ve ne yolda istifade ettiklerinden hem kendisine bildirilecek ve hem de hesabı sorulacaktır.

Çünkü bütün bunlar insana dünyada imtihan için verilmiştir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu konuda şöyle buyrulmaktadır: “Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için br imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır. O halde gücünüz yettiğince Allah’a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (et-Teğâbün/15,16).

Hepimizin bildiği gibi yaşadığımız günler her birimiz için sıkıntılı günlerdir. Gerçi bu sıkıntılar tek taraflı ve tek yönlü değildir. Ancak gördüğümüz kadarıyla birçok kardeşimizin maddi sıkıntılar içinde kıvrandıkları da hepimizin malumudur. Bu durumda bizlere düşen görev bu durumu görerek etrafımızdaki kardeşlerimizin özellikle de maddi sıkıntı içinde olanların bu sıkıntılarını gidermek bizlere düşer.

Bu bizler için Allah’ın üzerimize yüklediği bir görevdir. Dolayısıyla bu sıkıntılardan hep birlikte kurtulmamızın yoludur.

Bilindiği gibi önümüzde Ramazan ayı gelmektedir. Ancak yardımda bulunmak ve yardımlaşmak yalnızca Ramazan ayına mahsus değildir.

Şuurlu Müslüman yalnız kendisini değil, çevresini de görüp değerlendirir. Biz de onlardan olalım, sıkıntıda olan din kardeşlerimizi unutmayalım.

Yorum Yazın