Serdar USMAN
Serdar USMAN

Maddiyat önemli ama maneviyatla birlikte!

22 Aralık 2020
3 dk Okuma
1 yıl önce
Maddiyat önemli ama maneviyatla birlikte!

Hep kendimiz yaptık, kendimize yaptık, neslimize yaptık. Dünya cazibesine kapılan bir ümmetin kalıntıları olarak bugün yürek yakan görüntü de hepimiz rol oynadık.

Sağda solda suçlu aramaya bakmayalım. Suçlu kendimiziz.

Takva zırhıyla güçlenen, şereflenen, korkuyu tanımayan, hakkı haykıran bir ümmetin geride kalanları olarak yanlışımızı bilerek inat ettik. Doğru olmayı beceremedik. Çünkü kimse yerini bilemedi. Herkes her konuda uzmandı. Bilemediğini bilmek gibi bir erdem sahibi olamamanın cefasını bugün karşımıza çıkan hatalardan ve noksanlıklardan çözebiliyoruz.

Bırakın islami konuları, her konuda aynı hatayı yaptık. Çünkü nefsani yapımız bir diğerinin bizi çekip çevirmesine ve doğruya sevketmesine müsade etmiyor. Karşımızda ki herhangi bir konuda görüş ve düşünceleri dinlemiyoruz. Sadece onun söylediklerini kurutmaya ve tartıştığımız kişiyi alaşağı etmeye çabalıyoruz. Durum böyle olunca her iki taraf ta aynı güzergahtan yol alıp sadece birbirine tosluyor.

Bazen sosyal platfomlarda farklı siyasi görüşlere sahip kişilerle tartışmalarımız oluyor. Her konuda hakikatleri anlatıyoruz ama nasıl bir tesir altına girdilerse kafalarını gömdükleri kumdan çıkaramayan, doğruları sadece kendi perspektifinde gören, kendinden başka katiyetle doğru tanımayan daha kötüsü de savunduğu fikrin etkisi altına girdiği için doğruya açılan tüm kapıları sıkı sıkıya kapatan bir parti ya da dernek çatısı altında nasıl bir tesir altında kalmaysa artık, kendilerini öyle kaptırmışlar ki ağzınızla kuş tutsanız çeviremezsiniz.

Arada sırada sosyal medya mecraından böylesine saplantılı tiplerle ağız kalabalığı tartışmalarımız oluyor. Adam utanmasa tabi olduğu bir kula tapacak mesabeye gelmiş. Bana biri ne dedi biliyor musunuz? “Ben bu partinin köpeğiyim, bundan da şeref duyarım.”

Bunu söyleyen zavallıya köpek dışında daha ne diyebilirsiniz ki!

Adam eşrefi mahlukat olan insan vasfı olmayı gözden çıkarmış, uyduğu faninin temsil ettiği siyasi oluşumun köpeği olmaktan şeref duyduğunu ifade ediyor.

İşin kötü yanı da şu. Böylesi adamların beyni artık kilitlenmiştir. Ne yaparsanız yapın asla doğru olana çevirmeye muktedir olamazsınız.

Evet tahmin ettiğiniz gibi bu fikrin mensubu, Saadet Partisi’ne kapılan, ufku kapalı, dini mübini islama yakın olduğunu zanneden ama en çok zarar veren kişiler olarak halen ortalıkta insanların aklıyla alay etmek için yırtınan sonu bir türlü gelmeyen tiplemelerden bir gruptur.

Takip eden değerli okurlarım bilirler. Bunların tayfadan tanıdığım birileri daha var. daha önce zikretmiştim. Bu girdaba takılmış, siz ne derseniz deyin algıları tamamen kapalı sadece ben bilirim yönünde hareket eden çapsız tiplemelerden biriyle daha bir mecliste uzun tartışmalarda bulunmuştum. Ama Nuh deyip peygamber demeyen tiplemeyle fazla zaman kaybının israf olduğunu bildiğimden çenesini kapatmış, kendi doğrusuyla başbaşa bırakmıştım.

Haa! Elbette bitecekler.

Bir gün onlarda anlayacaklar, işlerin kendi bildikleri gibi yürümediğini…

İşin siyaseten bakıldığında görüneni bu.

Bir de günümüz neslinin başıboş kalmasında suçlu arayan bizlerin hep hatayı diğerlerinde aramak gibi yanlışlar yüzünden çizgisinden sapan nesli doğru olana hak olana çevirmekte güçlük yaşıyoruz.

Çoğunluğun ana düşüncesi günü kurtarmak olunca boşluğa düşen neslin önünde doğruya ulaşmada rehber edineceği yığınla açık alan bırakıyoruz. Açıklarımız da müflis tüccar misali bir türlü kapanmak bilmiyor.

Bu çocuklarımızın çoğunun bugün kapıldığı batı yanlısı alışkanlıklar ve tutumların merkezinde bizler gibi yaşı bir noktaya gelmiş ebeveynlerin, öğretmenlerin, imamların ve daha nicelerinin veballeri var.

Çocukluğumda hatırlarım da cami imamlarımızın faydalı olmak için öylesine halis ve samimi çabaları vardı ki bunu o kadar samimiyetle yerine getirirlerdi ki her kelamları her yaptıkları tertemiz zihinlere nüfuz eder, Allah aşkı ve sevgisiyle beslenen çocuklar olarak kıpır kıpır dinimizin buyruklarını eda etmeye büyük bir heyecanla koşardık.

Bu heyecanı yeniden yakalamak ve milletçe özümüze tam anlamıyla dönmemiz gerekiyor. Bunu başardığımız takdirde kalbi imanla dolu, geleceğini düşünen ve yol çizen bir neslin varlığında katkılarımız olur.

Evlatlarımıza, hakkı anlatmalıyız. Onlara her zaman doğruları telkin etmeliyiz. Allah korkusu ruhlarına işlemiş neslin, hem vatan müdafasında, hem tüm fertlerin doğruyu bulmasında oynayacakları rolün kaynağında parmağımız olur.

Gelin artık, önceliğimizi manevi uyanışa çevirelim. Maddi kazancımızı da elde edeceğiz elbette ama önceliğimiz Allah aşkına, Kur’an ve Sünnet olsun.

Unutmayın! Din tekelinizde değildir ve olamaz. Siz o dine mensup olur ve yükümlülüklerinizi yerine getirirsiniz. Diğeri de bir diğeri de aynı şekildedir. O kadar!

İtirazı olan var mı?     

Yorum Yazın