Abdurrahim Küçük
Abdurrahim Küçük

Lübnan Çıkmazının İç Yüzü-10

13 Ekim 2020
3 dk Okuma
1 yıl önce
Lübnan Çıkmazının İç Yüzü-10

f7c0e46bd2c4ad75624ba9bf3c553c00.jpg

EMİR FAYSAL ORDUSU

Babasının Osmanlı Kalesi’ne sıktığı kurşunların sesinden ilham alan oğul Faysal ordusuyla birlikte Mekke’den harekete geçti (1916) Suriye’ye gelen Faysal, İngiliz ve Fransız ayak oyunlarıyla büyük Arap imparatorluğunu çabaları sürerken onu ayağa kaldıran İngiliz ve Fransızlar bu çabalara diğer İslam ülkelerinde kulak tıkıyorlardı. Asıl maksatlarını gizleyen ya da görmezden gelen yönetim meraklıları İngiliz ve Fransızların bölgede Hristiyanların yönetimde uzak kalma korkusuyla Faysal'a kulak vermediklerini görmek istemiyordu.

İngilizlerin kendilerine vadettiği bağımsız bir Arap devleti söylemine kanan Faysal’ın İngilizlerin hemen bağımsızlığını kabul edecekleri düşüncesi fos çıktı.   İngiliz ve Fransız oyununa gelen Araplar sömürünün ne olduğunu bu ülkelerin boyundurukları altında kaldıkları ve kalmaya devam ettikleri bunca zamana rağmen hala anlamamış olsalar gerek… Batının Mekke şerifi Hüseyin’e verdiği tahtadan madalya Kâbe duvarına asılırken, kahraman (!) oğlu Faysal’ın Şam diyarındaki serap rüyaları bir bir gerçek oluyordu… Babasına düşen şeref madalyasının yanında oğul Faysal’a da Kilise’den yükselen ayinlerin aydınlattığı alınlar kalıyordu…

1. Dünya Savaşı: Birleşmiş Milletler, İngiltere, Fransa, Japonya ve Amerika’nın Osmanlı’ya galibiyeti ile sona ererken, her zaman olduğu gibi kırmızı kepenk altında güneş banyosu yapan kurtarıcılar, dünyanın dört tarafında sevinç naraları atıyorlardı…

Emir Abdulkadir El Cezairi'nin torunu Emir Said Cezair'i,  Şam’dan Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal adına Beyrut Belediye reisi Ömer Dauk’a bir mektupla büyük Arap devletinin kuruluşunu müjdeliyor Lübnan’ın bu devletten bir parça olduğunu bildiriyordu. Diğer bir mektubu ise Marunî patriğine gönderiyordu. Bu devlet Ömer Dauk tarafından sevinçle halka anons edilirken Selim ALİ Selam yanına topladığı zevatla Lübnan valisi İsmail Hakkı ‘ya gitmekte gecikmedi. Lübnan Belediye Başkanı’nın bütün bu yaptıklarından habersiz gibi görünerek hiçbir şeye müdahale etmeyen Salim Ali Salim, zaman saatinin çalmasını bekliyordu. Salim, patrikhanenin sesiyle Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu sulh meçlisini insaflı davranmaya iten bir faktör edasıyla mazlumun ahını almamak için Faysal’a verileceği cevabını geciktiriyordu.

Suriye’de Şükrü Ganım’ın Başkanlığında oluşturulan bir heyette Fransa başbakanı Georges Clemenceau  bir tebliğ göndererek Emir Faysal’ın Hicaz’dan gelerek bütün bölgenin yönetimini elinde bulundurmasına karşı olduklarını bildirdi.  Şükrü Ganım Şöyle diyordu:

“ Hicaz ile Şam arası 1500 km hangi Ailevi bağ Hicaz ile Şam halkını birbirine bağlar. Yörüklerle Şehirliler arasındaki bu yakınlık nedir”?  Emir faysal hükümetinin 1918’de Suriye ve Lübnan’da ilanından tedirgin olan İngiltere ve Fransa ‘sulh toplantısı’ ile bölgedeki dalgalanan Arap bayraklarını teker teker indirdi.

 İngiltere’nin Araplarla gizlice anlaşmasından memnun olmayan Fransa, Beyrut eski konsolosu François Georges Picot’yu özel temsilci olarak İngiltere’ye yolladı. Kasım 1915’te iki devlet arasında Londra’da başlayan görüşmeler uzlaşmayla sonuçlandı. Sulh toplantısında bir araya gelen Amerikan Başkanı Wilson, Fransa Başkan ve Dışişleri Bakanı Alexander Ribot ve İngiltere Başbakanı Lloyd George bölgenin kaderi üzerinde bir karara varıyorlardı? Bu anlaşamaya İngiliz ve Fransız siyasetçilerinin yoğun çabaları sonucu varıldığı için onların isimlerinin kısaltılışı olan (Seyks-Biko) anlaşması ismi verildi. Anlaşma Arap âleminin taksimini içeriyordu…

Gelecek yazımız tarih boyunca Lübnan hakkında olacaktır.

Yorum Yazın