Dilek Bülbül
Dilek Bülbül

Kuş Çeşmeleri: Selsebillerimiz

08 Kasım 2018
3 dk Okuma
3 yıl önce
Kuş Çeşmeleri: Selsebillerimiz

Rahmetli Süheyl Ünver ve Yılmaz Önge gibi kıymetli hocalarımız selsebillerin suyun, insanoğlunun gözünü ve kulağını okşayacak tarzda mimari bir düzen içinde akıtılması maksadıyla yapıldığını söylemişlerdir.  Hatta şelalelerin Türk İslam mimarisine yapay bir yansıması olduğunu da devamında eklemişlerdir. Selsebil kelimesi Arapça’da "tatlı ve hafif su” manasına gelmekle birlikte Kur’an-ı Kerim’de “cennette bir pınarın adı” olarak geçmektedir. İnsan suresinde: "Cennette samimi mü'minlere "zencefil" katılmış kadehler sunulur, o cennette "selsebil" denilen bir kaynaktır" şeklinde geçer ki zaman içerisinde yapılmış selsebillere bakıldığında buradaki anlamına uygun olarak gerek mimarisiyle gerekse süslemesiyle bulunduğu ortamı cennete çevirmiştir. Bu zarif görüntüsünden dolayı da çoğunlukla saraylara, konaklara, kasırlara, köşklere ve yalılara inşa edilmiştir. Ayrıca; su sesini duymak Peygamber sünnetidir ve insan üzerinde dinlendirici bir etkisi söz konusudur. Selsebillerin bir de susuz kalan kuşların susuzluğunu gidermek gibi bir görevi vardır. Burada çanaklarda biriken su ile mezar taşlarının ayakucundaki çanakta (başka bir deyişle sulukta) biriken su aynı amaca hizmet etmektedir. Bu noktada insanımızın hayırsever yaklaşımı da konuya dâhil olmuş ve bu haftanın konusunu seçmemde belirleyici bir unsur olmuştur. 
Çevremizde en güzel selsebil örneğini Mevlana Müzesi’nin bahçesinde görmek mümkündür. Kuzey taraftaki Derviş Hücreleri’nin ön kısmında bulunan ve adını cennet çeşmelerinden alan selsebil Saîd Hemdem Çelebi (1814-1859) tarafından niyaz penceresinin karşısına güney ihata (çevirme) duvarının iç yüzüne yaptırılmıştır. Kenarları kesme taştan yapılan selsebilin gök mermer aynalığına beyaz mermerden yarım daire şeklinde Türk ampir üslubunda sekiz küçük bir büyük çanak yerleştirilmiştir. Abdülhalîm Çelebi zamanında alınlığına Roma devrine ait lâhit kapağı konularak yeniden düzenlenen ve bugünkü yerine konulan selsebil, estetikle faydanın buluşturulduğu önemli bir mimarî unsurdur. Lülelerden akan suyun şırıltısı insana bir musikî zevki verirken küçük kuşların su içmeleri ve serinlemeleri bir başka güzelliği yansıtmaktadır. Selsebilin aynalığındaki çanakçıkların yukarıdan aşağıya 1-2-3-2-1 tertibiyle sıralanması, bir noktadan çıkan suyun, lüleler marifetiyle çanaklara dağıldıktan sonra tekrar büyük bir çanakta toplanması suretiyle vahdet-kesret-vahdet (birlik-çokluk-birlik) olgusu vurgulanmaktadır. Kimilerine göre ise insan dünyaya tek gelir, evlenir iki olur, çoluk çocuğa karışır üç olur. Ama sonra ölümler başlar ve en sonunda yine tek başına ölür demekti.

Yorum Yazın