Mustafa ÇAMLI

Kadının Soyadı…

25 Aralık 2012
3 dk Okuma
9 yıl önce
Kadının Soyadı…

CHP Genel Başkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Kadının Soyadı” kullanımıyla ilgili olarak kanun değişikliği istemiş. Tanrıkulu’nun Medeni Kanunda istediği değişikliğin gerekçesi ise şöyle;
“Kadının doğumla birlikte sahip olduğu ve kimliğinin belirlenmesinde en önemli unsur olan soyadını evlilik nedeni terk etmesi yönündeki yasal zorunluluğun kimlik karmaşasına neden olduğu gibi kadının sosyal yaşamdaki konumunu ve tanınırlığını zedelediği tartışmasızdır. Kadının doğumla birlikte kazandığı eğitim, iş ve sosyal yaşamında tanınırlığa ulaştığı soyadını sadece evlendiği için terk etmesi ve soyadı değiştikten sonra bir ölçüde tanınırlığını yitirmesi sonucu da kabul edilemez bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.
Eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devamı süresince ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için işbu kanun teklifi hazırlanmış ve kadın-erkek eşitliğinin tesisi yönündeki bir engelin daha kaldırılması amaçlanmıştır.”
Sayın Tanrıkulu eksik söylemiş, madem kadın-erkek eşitliğini tesis edeceğiz, sadece kocasının soyadını kullanma zorunluluğunu kaldırmak yetmez, kadın evlenmeden önce babasının soyadını kullandığına ve babası da bir erkek olduğuna göre kadını babasının soyadını kullanmaya zorlamak yerine tamamen farklı bir soyadı belirleme hakkı verilmelidir. Böylece erkekler tarafından belirlenmiş her şeyi kadının hayatından çıkarmış ve kadına hak ettiği özgürlüğü vermiş oluruz.

YORUMSUZ
“Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.” B.Franklin
Bu pasaj bizim yaklaşık iki yıl önce bu köşede yazdığımız “Tarım Bakanı’na Mektup” isimli yazıdan alınmıştır.
“Hayvancılıkta yaşanan olumsuzlukların sadece desteklerle tersine çevrilemeyeceği ortadadır. Hatta bazen destekler problemlere kaynaklık etmektedir. Son dönemde verilen finans desteği sebebiyle, hayvancılıkla hiçbir ilgisi ve bu konuda hiçbir bilgisi olmadığı halde yüzlerce insan hayvancılık yatırımına girişmiştir. Bu kadar yatırımın bilinçsizce devreye girmesi hem ülke kaynaklarının israfına hem de bu yatırımların zararla sonuçlanmasına yol açacaktır. İki yıllık ödemesiz dönemin ardından bu insanlar gerçekle yüz yüze gelecektir. Üzülerek belirtmek isteriz ki bu yatırımlar, planlanan amaca hizmet etmeyecek ve yeni sıkıntılara kaynak teşkil edecektir.”
Aşağıdaki pasaj ise 13 Aralık 2012 tarihinde Türkiye’nin “sütteki başkenti” olan İzmir’in, Küçük Menderes havzasında yer alan Tire ilçesinde yapılan, 400 civarında katılımcının konuk olduğu ve yoğun katılım sebebiyle yeri değiştirilen “Süt Sempozyumu-Tire” isimli çalışmanın sonuç raporundan alınmıştır;
“Bakanlığın 2010 yılında başlattığı sıfır faizli krediler sonucunda Hayvancılık Sektörü’ne adım atanlar yüksek maliyetler nedeniyle işletmecilik faaliyetlerini sürdürememiş ve işletmeler kapanmaya başlamıştır. Kullandırılan 6,2 milyar TL. kredi sektöre çözüm yerine sorun getirmiş inekler kesime gönderilmiş bu da süt hayvancılığımız için yeni bir kriz alarmı durumuna gelmiştir. Bu nedenle sektör desteklenirken para dağıtma yöntemi yerine politika belirlenmesi ve kredilerin ulusal süt politikası aracı olarak uygulanması gerekmektedir.”
Dedik ya yorumsuz…

Yorum Yazın