Serdar USMAN
Serdar USMAN

Kadın ve çocuk cinayetlerine kalıcı önlem alınmalı!

18 Aralık 2020
3 dk Okuma
1 yıl önce
Kadın ve çocuk cinayetlerine kalıcı önlem alınmalı!

Bir bitmedi. Bir insan diğerini aklını oynatmadıktan sonra gözünü kırpmadan nasıl öldürebilir, anlamakta zorlanıyorum. Son yılların en feci gelişmelerinden biri; sudan sebeplerle katledilen küçücük çocuklar, gençler, kadınlar ve daha niceleri… 

Yürek burkan ise, yaşanan feci katliamların kahir ekseriyetinin müslüman olduğu yurdumuzda gerçekleşiyor olması. 

İnsanı yani bir canı katletmek, olabilecek en acımasız fiillerin başında gelir. Bir insanın diğer insanı bir anlık kızgınlıkla öldürüveriyor olması ürkütücü acıdır. Ülkemiz böyle olmamalıydı. Eğitemedik insanımızı, geliştik, büyüdük, dünyaya meydan okuduk ama kendimiz hep noksan kaldık. Hep haklı olduğumuza odaklandık.

İnsan eğitiminde sınıfta kalmış bir ülke olarak bunların yaşanıyor olmasını kuru kuruya ekonomik darboğaz kaynaklı bahaneleriyle geçiştiremeyiz. Onca ülkeye bakıyorsunuz yarı aç yarı tok gezen insanlar birbirine asla zarar vermediği gibi bölüşmesini, kucak açmasını biliyor. Burada sorgulanması gereken nokta islamiliğimizin sadece dille ifade edilip kalplerde yerini bulamaması.

Erkeğiyle, kadınıyla müsamahakar yapımızı kaybettik. Muamelat alanında sınıfta kaldık. Hiç kimse kendine toz kondurmuyor. Durum böyle olunca da en küçük bir cıngarda ya yaralama, ya katliam başgösteriyor.

Kendimize gelmeliyiz. Gelmek zorundayız.

İnsan hayatı, bu denli basite indirgenecek kadar diplerde olamaz.

Allah’ın dilemesiyle dünyaya gelen her ferdin, ne şekilde olursa olsun yaşamını sürdürmesi, takdir edilen ömrünün rabbimizin fermanıyla sona erdirilmesini müteakiben kalıcı yurduna naklinin gerçekleşmesidir.

“Bana yan baktı”, “Arabama çarptı”, “Hakaret etti” gibi bir şekilde tolore edilebilecek bahanelerle insanın insanı öldürmesi akılalmaz geliyor.

Sebep ne olursa olsun, bir insanın diğer insanın canına kastedecek tavırlarda bulunması, buna meyletmesi düşünülemez.

Allah’ın verdiği cana kastetmek hiç bir insanın haddine olamaz. Eğer bu gerçekleşiyorsa illa ki o da ancak Allah’ın dilemesiyledir. Ancak insanoğluna verilen irade ile kendi fiiliyatında karar verme hakkı olmasından ötürü tercihte bulunabilir. Herkes tercihini önünde bulunan hayr ya da şer seçeneklerinden birini tercih sonucunda Allah’ın huzurunda mesul olacağı fiiliyatı işler. Ama getirilerine katlanması gerekecektir.

Aylardır televizyon ekranlarından, gazete sayfalarından eksik olmayan cinayet haberleriyle irkiliyorum. Acımasız olabilen insanoğlunun irade kaybıyla nasıl bir tehdide dönüşebileceğini dehşetle izliyorum.

Rabbimiz, evrende olan herşeyi insanlığın emrine verdiği gibi, ilk insandan itibaren peygamberlere kitap göndererek bu vesileyle insanlığın dünya hayatında huzur bulmasını hedeflemiştir.

İlahi nizama uymayan insanlığın bugün gelinen noktada dünyayı nasıl bir belanın içine sürüklediğini her gün, her dakika hatta her an gözlemlemekteyiz.

Çünkü, ölümlü olduğunu idrak etmekte güçlük çeken insanoğlu yaşantısında uyguladığı tüm yanlışları kendince doğru olarak algılamakta ta ki elden ayaktan düşünceye kadar hatasının farkına varamadığı gibi günden güne daha da azgınlaşabilmektedir.

İnsan canına kasteden her türlü uygulama insanlık suçudur. Mecburi durumlar ortaya çıkmadıkça işlenen tüm kusurların hükmü kişinin kendi tercihine bırakılmamıştır.

Şayet öyle olsaydı bugün adına mafya denen illegal suç örgütlerinin her yerde borusu ötmeye başlar, adalet kavramının hiç anlam ifade etmediğine şahit olurduk.

Bu sebeple ceza hukukunda dahi Allah’ın indirdiği hükümlerle uygulama tam anlamıyla sağlanamadığı için beklenen güven sistemi tesis edilemiyor, güçlünün, kaba kuvvetin hüküm sürdüğü bir dünyada her failin yaptığı yanına kar kalabiliyor.

Bu durum, herkesin kendince haklı olduğu gibi bir duruma yol açar ki herkes ölümüne kendinin doğru olduğu inadında ısrarlı olacağından, gerçek hüküm verilmesi mümkün olamaz.

İşte ana konumuz, kadın ve çocuk cinayetlerini işledikten sonra şu sebep, bu sebep, hafifletici sebep, takım elbiseli, kravatlı, üzgün surat gibi gerekçelerle kodesten salıverilen mahkumların büyük çoğunluğu, serbest kalmasının ardından ıslah edilmediği ya da edilemediği için benzeri cürümleri gözünü kırpmadan yeniden işleyebilmektedir.

Şahsen af yasalarına, iyi hal indirimlerine ya da benzeri saçma girişimlere her zaman karşıyım. İnsanoğlu yaşadığı sürece hareketlerine dikkat edecek ve diğerlerine asla zarar vermeyecek. Çünkü zarar seçeneği yok ve olamaz.

Adam karısından boşanmış aradan aylar yıllar geçmiş ama evlendiği gerekçesiyle aralarında hiçbir hukuki bağ kalmadığı halde eski eşini bulduğu yerde gözünü kırpmadan öldürebiliyor. Kendi dilediği gibi evlenecek ama eşi bu haktan mahrum kalacak. Öyle bir dünya yok! Aynı şekilde o kadında evlenip, barklanabilir.

Devletimizin bu hususta en sert yasa ve tedbirleri çıkarması, bundan sonrasında da TV ekranlarında eski eş cinayetleri izlemek istemiyoruz.

Ekranlarımızla birlikte içlerimizi de karartan aile cinayetleri konulu reyting yapan programların artık kaldırılması ve yerine insanımızı eğitici ve doğruya sevkedici yayınların konulmasını bekliyoruz.  

Yorum Yazın