Serdar USMAN
Serdar USMAN

İnsanların geleceğine müdahale hakkı var mı?

05 Ocak 2021
3 dk Okuma
1 yıl önce
İnsanların geleceğine müdahale hakkı var mı?

Dostlarım, tanıdıklarım, değer verdiğim çevremde ki güzel insanlar nasılsınız? Elbette böyle bir ortamda nasılsınız sorusu saçma olacak ama siz yine de herşey normale dönmüş gibi düşünerek rahat hissedin ve derin bir iç geçirerek çok iyi olduğunuz söyleyin, hatta haykırın…

Kendi kendinize bu dünyaya gelmek için rabbim hiçbirimizden fikir almadığına göre önümüze serilen hayatın şartlarına uygun olarak musmutlu bir hayat yaşamanın çarelerini aramanız gerektiğini düşünün.

Etrafınızda olan ya da olmayan kimseye takılmayın. Çeşitli fikirlere takılıp kendinizi boş yere paralamayın. Hayatın size sunduğu seçeneklere bakarak, içerisinde sizin yaşam tarzınıza hitap eden hem dünya hem de ahiretinizi tesis edecek düzeyde ki fikirleri ve sahiplerini önemseyin. Yolunuzu çizerken kendi iç sesinizi dinleyin. Başkalarının sizi yönlendirmesine tutsak olmayın. Bizim gibi doğu toplumlarında kişilerin ferdi bazda kendi doğrularına odaklanarak yol alması belki de yaşamınız boyunca önünüze çıkan en zor şartlardan biri olmuştur.

Çünkü bizim gibi doğu toplumlarında en büyük sorun kişilerin kendi olarak yol almada önüne çıkan sayısız engelin cenderesinde boğulması yüzünden kendi olabilme sorunu yaşamasıdır.

Bana göre dünyada ki en saçma sorulardan birisi nedir biliyor musunuz?

Daha küçücük çocuklara “Büyüyünce ne olacaksın?“ sorusu sormaktır. Daha zihinsel gelişimini henüz tamamlayamamış fertlere sorulabilecek en saçma soru  bu değil midir Allah aşkına!

Daha hayatın ne olduğunu dahi anlayamayan bir ferde 20 belki de 30 sene sonrasının planını sormak kadar saçma bir şey olabilir mi?

Hayır efendim!

Yönlendirme de olmuyor. Çocuk kabiliyeti, okuduğu okul ve devam edegelen tahsil hayatı süresince hayatın gerçeklerini nispeten öğrenmeye başlıyor. Gün geçtikçe de kendinde olan veya olmayan hasletlere bakarak nasıl yol izleyebileceğine ilişkin bir mantık elde ediyor.

O yüzden çocuğunuza daha küçücükken doktor olmasını, mühendis olmasını değil, örnek insan olmasını, ahlaklı olmasını, erdemli olmasını tavsiye edin. Eğer bu noktada gereken doneleri alıp zihninin derinliklerine işleyebildiyse mesleği ne olursa olsun en kazançlı kişiliği elde etmiştir.

Mesleki alanda madde odaklı değil manevi odaklı düşünmek gerekir. Eğer çocuğunuzun daha çok para kazanmasına odaklanıp manevi olgunluğunu önemsemezseniz, ileride istenmedik bir kişilik tiplemesinin oluşmasında ebeveynler olarak en büyük mes’uliyetin altına girebileceğinizi bir tarafa not edin.

Bu dünyada herkesin rızkı, edineceği mülkü ve daha ne varsa kayıt altındadır. O yüzden yüreklerinizi ferah tutun. 

Bu aciz bile uzun yıllar boyunca ailesinin yönlendirmesiyle her “Büyüyünce ne olacaksın?“ sorusuna müftü olacağını söyleyerek cevap vermişti.

Koskoca yıllar geçti. Şu an yazısını okuduğunuz kardeşinize müftülük makamı nasip olmadı. Ama 25 yıl boyunca çalışarak uzmanlaştığı alanında dış ticaretçi oldu. Bu vesileyle farklı firmalarda çalışarak dünyanın sayısız devletlerine çok farklı ürünlerin satışlarını gerçekleştirerek sürdürdüğü mesleğini hala severek yapmaya devam ediyor.

Peki, müftü olmak ister miydim?

Niye istemeyim, elbette isterdim. Ama bazı mecburi şartlar beni şu an içinde bulunduğum mesleğe yönlendirerek yolumu çizdi.

İfade etmek istediğim şudur: Evlatlarınızı daha çok para kazanacağı alanlar diyerek sınıflandırdığınız bir kaç meslek dalıyla şartlandırıp sınırlarını zorlamayın. Çünkü mesleki özellikler birilerinin istemesiyle değil, sizin yapınız, yeteneğiniz, istekleriniz ve heyecanlarınız doğrultusunda gelişir.

Ben nicelerini bilirim. Çocukluğu koyun otlatmakla geçtiği halde yüksek gayret göstererek çalışarak daha yüksek makamlara yükseldiğini…

Nicelerinin de aile zorlamasıyla ve yüksek maddi imkanlar da kullanıldığı halde bir türlü istenilen hedefe ulaşamadığını…

Unutmayın! Başımıza gelen herşey nasiptir. Siz ne yaparsanız yapın sadece nasibinizde olan gelir sizi bulur.

Israrla tekrarlıyorum. Maddiyattan önce maneviyat alanında çocuklarımızın dimağlarını zenginleştirmekle mükellefiz.

Sonuçta maddiyat geçici ama maneviyat kalıcıdır. Maddiyat bir noktada biter ama maneviyat sizi ahir alemde de korur. Rabbimizin katında sizi değerli kılar. Bakınız etrafınıza nice insanlar tası tarağı bırakıp kalıcı alemin yolunu tuttu. Gidenlerden ses gelmiyor. Geride kalanlarsa onların emanetinin cakasını satarak yaşamını sürdürerek bir noktaya kadar devam edebiliyor. Dünya hayatında sınırsız mutluluk ya da sınırsız mutsuzluk diye bir şey yoktur. Her ne olursanız olun ama şunu unutmayın. Bu hayat bir noktada bitecek. Sizi dünyaya ileten güç aynı şekilde sizi bu dünyadan çekip alıverecek.

Evet, bazıları için zor gerçekler ama bundan daha net olanı da yok.

Yorum Yazın