Veyis ERSÖZ

İnsanlar arasında ayrımcılık

07 Mayıs 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
İnsanlar arasında ayrımcılık

Bazı insanlar, hatta özel ve resmi kuruluşlar ya cehaletleri, ya ırk üstünlüğüne ve kafatasına dayalı milliyetçilikleri yüzünden ya da kendi ırklarına dayalı inatlarındın ve katı görüşmelerinden dolayı diller, renkler, dinler, mezhepler ile siyasi ve ırki kökenler üzerinde ayrımcılık ve taraftarlık yapma girişimlerini sürdürmektedir.
Hiç kimseye ırkından, renginden, dilinden ve ülkesinden dolayı asla üstünlük tanınmaz. İslam dini ve İslam peygamberi üstünlüğünün takvada, yani Allah korkusunda olduğunu beyan buyururlar. Hiçbir kimse dünyaya ırkını, rengini, yurdunu, anasını ve babasını seçerek gelmemiştir. Bunlar tamamen Allah’ın (cc) takdiri ile olur. Ancak insan; bulunduğu ve mensubu olduğu ırkından, dilinden ve ülkesinden bir paye, bir üstünlük çıkarıp da İslam dışı yaşantılarla hemhal olursa öyle kimselere üstünlük taslamalarının ebedi alemde hiçbir faydası olamaz.
Hemen hemen her ülkede olduğu gibi hatta daha fazla bizim ülkemizde karışık ırklar mevcuttur. Bunlar arasında Türk ve Kürt kökenli vatandaşlarımız ilk sıralarda yer alır. Bu iki kökenden başka yurdumuz bünyesinde asırlardan beri birlikte yaşadığımız Laz, Çerkez, Abaza, Arap, Acem, Dürzi gibi toplumlar da vardır. Vatanımızın nüfusu 74 milyon deyince bu sayının içine azınlıklarda dahil olmak üzere hepsi girer.
Rengi, dili, ırkı ve dini ne olursa olsun Türk Milleti, vatan sathında oturan 74 milyonu kardeş sayar. Bayrağı bir, ülkesi bir devleti de bir olan bir vatan sathında Türk, Kürt, Laz, Çerkez diye ayrımcılık yapmanın, aralarımıza nifak tohumları saçan cahilleri ve gafilleri dost olarak kabul etmenin manasızlığını her vatandaşımızın çok iyi kavraması lazımdır.
Son yıllarda insanlarımızın arasına Türk-Kürt ikilemi ve problemi çıkaranlar bu ülkenin ve bu milletin amansız düşmanıdır. En azından on asırdan bu yana Türkler ile Kürtler et-tırnak mesabesinde bir ve beraber olmuş, acılarını ve sevinçleri müşterek olarak paylaşmış, Trablusgarp’ta, Birinci Cihan Savaşı’nda, o muhteşem Çanakkale Harbi ile İstiklal Savaşı’nın cephelerinde Türkler ve Kürtler düşmanlara karşı omuza vermiş, mataralarındaki suları beraber içmiş, azıklarını kendi aralarından bölüşmüş ve böyle sayısız zaferler kazanmışlardır. Ayrıca Türkler ve Kürtler birbirlerinden kız alıp, kız vererek çok yakın akraba bile olmuşlardır.
Durum böyle olunca, ırk üstünlüğüne dayalı görüşlerin milletimiz arasında atılan nifak tohumlarının bölücülükten ibaret olduğu tereddütsüz şekilde kabul edilmeli ve bu mihrakların sözlerine asla itibar edilmemeli, en küçük şekilde prim de verilmemelidir. Çünkü adamların, ayrımcılık yapanları niyetleri halis değil, tamamıyla fasit ve tamamen bozgunculuk ve ayrımcılıktır.
Müslümanlar için esas olan İslam kardeşliğidir. İnsanların çeşitli ırklarından dünyaya gelmesi hiç kimsenin elinde değildir. Lakin insanların elinde bir din, bir inanç sistemini seçme özgürlüğü vardır. Cenab-ı Hak; yaratmış ve dünyaya getirmiş olduğu her kuluna kendisini idare edecek ve yönetecek kadar, hatta daha fazlasıyla bir akıl ve bir de irade-i cüziye vermiştir. İnsan bu üstün haslet ve özellik sayesinde kendi yolunu, kendi hayat çizgisini tayin edebilir.
Hiç kimse, hiçbir insan ırkından, renginden, vatanından veya dilinden sorumlu değildir. Onlar kulun kendi iradesi, kendi istek ve arzusu dışında ancak Allah’ın takdiriyle olan gelişmelerdir. Fakat din seçimi her kulun kendi iradesindedir. Onun için ırklarla, dini konuları birbirine karıştırmamalı ve ırklar arasına nifak tohumları saçanların gülücüklerine aldanmamalıdır.
 

Yorum Yazın