Mustafa Ertaş

GÜZEL TÜRKÇEMİZ -3

07 Mayıs 2019
3 dk Okuma
3 yıl önce
GÜZEL TÜRKÇEMİZ -3

Bu yanlış gidişi, oluşumu , gelişmeyi Alâ eddin Keykubad’ın daveti üzerine (1220 ) yıllarında Konya’ya gelen aslı da Türk olan ulema Bahaddin Veled ve oğlu Mevlana’nın ders verdiği medreselerde vaaz ettiği camilerde Farsça konuşulup Farsça yazıldığı için Fars kültürü ve dili ile beslenen Türk kültüründen,Türk Dili’nden uzak Türkçe bilmeyen nesiller yetiştirilmiştir. Devlet dili Farsça. İlim dili Arapça olmuştur. Devletin yönettiği halk Türkçeden başka, dil, bilmemekte, idi.O, tarihlerde, yazılan, bir, dörtlüğü, değerli,okuyucularımıza sunuyoruz.
“Türk Diline, Türk kültürüne kimse bakmaz idi
Türkleri kimse sevmez,yüzüne bakmaz idi
Türkler de Farsça anlamaz, başına gelecekleri bilmez idi
Hunlar, Türkler,köpek ve kurt gibidirler.”
Diye horlanır,aşağı görülürdü.”Bir milleti idare eden, iktidar kadroları, milli dili,ve milli kültürü bırakır, milli kültürle nesiller yetiştirmezse, yabancı dil ve yabancı kültür içinde, erimeye mahkumdur. Anadolu Selçukluları, Osmanlılar, yabancı dil, yabancı kültür aşkı ve sevdası sebebi ile yıkılmamışlar mıdır.? Göktürk Devletinin yüce BİLGE KAĞANI yüz yıllar ötesine şöyle seslenir. ….”Ey Türk Oğuz Beğleri!...Üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe, bil ki Türk Milleti, Türk yurdu, Türk Devleti Türk töresi bozulamaz.Ey ölümsüz Türk Milleti !...Titre kendine dön.!...Su gibi akıttığın kanına, dağlar gibi yığdığın kemiklerine lâyık ol.!...”
“Başına geçtiğim Türk Milleti’nin şan ve şevketi için gece uyumadım. Gündüz oturmadım. Ölesiye, bitesiye çalıştım. Tanrı yardım etti. Bahtım yâr oldu. Öldü sanılan Milletimi dirilttim. Yoksul Milletimi zengin ettim. Türk Milleti’ni bütün milletlerden üstün kıldım.”der. Kaynak: Hayat Ansiklopedisi cilt 3, sayfa 180- 181
Bütün bu olumsuzluklar karşısında Kazakitan’ın Sayram kasabasında doğan, Türk destanının kahramanı Oğuz Han’ın idare merkezi olduğu bilinen “YESİ” kentinde eserlerini sunan büyük bilgin,din alimi bir Türk ortaya çıkmıştır. Ahmet Yesevi, bütün Türk dünyası için çok büyük öneme sahiptir. Bilimi öne alan, Din anlayışının temsilcisidir. Ahmet Yesevi’nin din anlayışı; saf, açık, berrak, Kur’an ve Sünnet kaynağına tam bağlılıktır.
Arapça ve Farsça’yı çok iyi bilmesine karşın,Türk’dilini seçerek öğrencilerine Türkçe dersleri vermiştir. Eserlerini de Türkçe yazmıştır.
Hoca Ahmet Yesevi, İslâm tasavvufunu esas alan, bilim, edebiyat ve sanata önem veren bir medrese kurdu. Bu medresenin, konuşma dili, yazışma dili, şiir ve öğretim dili TÜRKÇE idi. Allah’a bağlı, ve âşık olan, O’nun yasaklarına yakın olamaz. Allah’a imanın O’na ibadetin gereği; O’nun”yasaklarından uzak durmaktır.” İslamiyet’in amacı, insanın olgunlaşması; kemâle ermesidir.” Kur’anın ilk ayeti “Ikra” (oku) dur.Kültürdür. Hoca AHMET Yesevi’nin Medresesinden yetişen binlerce insan”Erenler, Alperenler” Türk Dünyası’nın,Her,tarafına,dağıldılar. Her, yerde, olduğu, gibi, Anadolu’nun, Müslümanlaşmasında, öncü, rol, olmuşlardır.Alperenler, sadece, Allah’a, kulluk, eder.İn-sanlara,kulluğu şiddetle ret eder. Bu yetişen “Erenler, Alperenler” gittikleri her yerde Ahmet Yesevi’nin Türkçe şiirlerini, eserlerini dillendirdiler. Böylece yeni bir Türk edebiyetı doğar ve doğdu. Bu sırada Ahmet Yesevi döneminin,” güya bilgin denilen Türk Aydınları, “Farsça ve Arapça yazarken, Hoca Ahmet Yesevi, Türk halkına, Türk topluluklarına “Hikmet”lerini kendi dilleriyle Türkçe yazmış, Türkçe konuşmuştur. DEVAM EDECEK

Yorum Yazın