Serdar USMAN
Serdar USMAN

Gerçek bizlerden geriye ne kaldı? 

08 Ocak 2021
3 dk Okuma
1 yıl önce
Gerçek bizlerden geriye ne kaldı? 

Böyle bir yazı kaleme almaktan ötürü çok üzgünüm. Ama gelişmeler öyle bir noktaya evrilmeye başladı ki haliyle yazılarımda da konu etmekten başka bir seçenek bırakmadı bana…

Aslında herkes bu filmin içinde birebir gelişmeleri yaşıyor. Olan biten sürecin en başından beridir farkında ama eğer halisane bir kalbe sahipse olan bitenle dertlenip gönlünün derinliklerine gömüyor. Olabildiğince iyi olmayı yaşatmak için gayret gösteriyor. Farklı yapıda insanlar gördükçe üzülse de sabretmesini biliyor.

Sinsi insanlardan bahsediyorum. Hani şu son zamanların revaçta olan kişiliklerin esir almaya başladığı masumane hayatlarımızın günden güne kaybolup gitmeye başladığı gerçeğinden söz ediyorum.

Bu tür insanları tanıyabileceğiniz kıstaslardan bahsedeceğim.

Aşağıda ki tespitler, bana ait değil superbilgiler.com isimli bir web sitesinden edindim. Okudukça doğru olduğunu yaşadığım gelişmelerden çözdüm. Bu yazımı yeni bir yılın ilk günlerine denk getirme sebebim, 2021 yılının bu türlerden arınmış olarak yoluna devam etmesine olan özlemimdir. İnşallah bu temennilerimin kabul olduğu bir yıl yaşarız.

Gelelim söz konusu tespitlere;

1. Tanımadıkları/yeni tanıştıkları insanlara önce güler yüzlü ve son derece sıcak kanlı kibar yaklaşırlar.

Hemen dostluk kurabilirler, genel ahlak ve toplumsal normları hatmetmişlerdir, nerede nasıl davranacaklarını iyi bilirler.

2. Zor sinirlenirler, yüzlerinde her zaman saçma bir sırıtış mevcuttur, bunu silah olarak kullanmayı iyi bilirler.

3. Dini/siyasi konulara girmezler, girseler de renklerini belli etmezler, nabza göre şerbet verirler, bunun adına da “politik olmak” derler.

4. İnsanların zayıf yönlerini öğrenir, bunu koz olarak kullanırlar ve manipüle ederler.

Kendi zayıflıklarını ise asla belli etmezler. Sizi konuştururlar, özel hayatınızı didikleyebilirler. Ama kendileri bu konuda ser verir, sır vermezler. Ona güvenmenizi sağlarlar, ama size asla güvenmezler.

5. Size sözde çeşitli iyilikler yaparak, kendinizi ona borçlu hissetmenizi sağlarlar.

6. Yüz verirseniz hayatınıza müdahale etme cesaretini bile gösterirler. Sizi eleştirir ve akıl vermeye çalışırlar, toplumsal kuralları öğretmeye çalışırlar. Bunu size iyilik yapıyormuş gibi göstermeye çalışırlar. Çıkarcı oldukları kadar kibirli de olurlar.

7. Samimiyetsizdirler. Aslında sizi sevmiyorlardır, ama seviyormuş gibi görünürler; eğer bu konuda biraz tecrübeliyseniz bu davranışları ve yapmacık güler yüzleri kendini belli eder.

8. Eğer onun istediği bir şeyi yapmazsanız, sizi iyilik bilmezlikle, kötü olmakla suçlar ve kendinizi suçlu hissetmenizi sağlarlar.

9. Kendisi temelde iyilik bilmez bir insan olduğundan etrafındaki herkesi zaten öyle algılamaktadır. Kendinden başka kimseye güvenmezler aynı zamanda nankördürler.

10. Asıl niyetini asla belli etmeyen, derdi gücü yalnızca işini yaptırmak olan, işini yaptırdıktan sonra bir daha arayıp sormayan, siz onun menfaatine hizmet ettiğiniz sürece sahte sevgi gösterileri yapan veya sizi umursuyormuş gibi görünenlerdir.

Bu tür insanların gün geçtikçe artmaya başladığını gözlemliyorum. O yüzden bu konuda yazmaya karar verdim. Bize düşen bu tip kimselerden olabildiğince uzak kalabilmek. Bazı insanların diğerlerine yaklaşım düşüncesinin temelinde üzülerek ifade etmeliyim ki menfaat vardır. İçtenlik ve samimiyet olmasına imkan yoktur. Fakat davranışlarını size öyle yansıtırlar ki bir anda etkileri altına alabilirler.

Maalesef öyle bir asırda yaşıyoruz ki dost ile düşman birbirine karışmış halde, kimin hangi çerçeveden size yaklaşım gösterdiğini tespit etmenize neredeyse hiç imkan yok.

Son zamanların zirve fikirlerinden biri de az çevre daha çok huzurdur. Bu noktaya götüren etkenler önemlidir. Siz, siz olun sizinle her temasa geçen insanı asla emin olmadan yakın dost gibi hissetmeyin. Kibarca cevaplar vererek yanınızdan uzaklaştırın. Bu sadece yeni tanımadığınız kimseler için geçerli değildir. Yıllardır tanıdığınız ve hatta dost bildiğiniz bazıları da size zarar verebilir. Hatta bu yakın akrabanız bile olabilir. Hiç farketmez. Size düşen karşınızda ki insanın iç dünyasını okuyamayacağınıza göre tahlillerinizi dikkatle ve oldukça geniş zamana yayarak yapmalısınız.

Konuşma tarzı, giyimi, kuşamı, atı, arabası ne olursa olsun insani değerleri ölçmede bunlar kıstas olamaz. İnsanlar bir şekilde maddeye ulaşabiliyor artık. Arabasını, evini, barkını düşük faizli kredilerle ömrünün kalanını bankalara ipotek ederek temin edebiliyor. Haram ve helal konularında hassasiyeti kalmamış yığınlara siz tebliğ ya da farklı metodlarla tesir etmeye çabalamakla mükellefsiniz ama görünen o ki herkes kendi haklılığında katı düşünceye sahip olmasından olsa gerek boşa kürek çekmiş olabilirsiniz.

Tebliğle mükellefiz. Bunu yapmalıyız. Ama hiç kimsenin rüzgarına kapılmadan sadece rabbimizin kıstaslarına tabi olarak hareket etmeliyiz.

Yorum Yazın