Veyis ERSÖZ

Feth-i Mübin’in 562’inci yıl dönümü

28 Mayıs 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
Feth-i Mübin’in 562’inci yıl dönümü

Çağ kapayıp, çağ açan, ahir zaman Nebisi'nin, “Ne güzel kumandan” mucize ve müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri bundan 562 sene önce on asırlık Bizans saltanatına son vermiş, böylece güzel İstanbul'u fethetme gibi madde ve manada büyük, çok önemli bir olayı gerçekleştirmişti.
O Fatih ki: Henüz 21 yaşında gepegenç ve yeni bir padişahtı. Gençti ve tahtında yeni idi ama inanç ve iman yönünden çok güçlü ve tecrübeliydi. Bu iman ve iman aşkının vermiş olduğu azim ile: “Ya ben İstanbul'u alırım, ya da İstanbul beni” diyerek yola çıkan genç mücahit II. Mehmet Han, dünyanın tarihi akışını ve coğrafyasını değiştiren ünlü bir kumandan olarak tarihe geçmiştir. Planın bizzat kendisinin yapmış olduğu zamanın muazzam toplarını döktürerek İstanbul surlarını döğen, kalelerde delikler açan ve Bizanslılara müthiş bir korku salan Fatih'in üstün dehası karşısında dağlar yol oluvermişti.
Genç padişah: “Gemiler dağdan aşırılarak Haliç'e indirilecek!” diye kesin bir emir vermiş. Emir mevkiinde bulunan genç Padişah'ın bu fermanına, yani gemilerin karadan, hem de dağdan yürütülerek denize indirileceğine dair emrine karşı çıkan, en ufak itirazda bulunan yok. Mürşit mevkiinde olan aksakallı pir-i fani de levent askerlerin, yiğitlerin, gerçek manadaki mücahitlerin içinde bulunuyor. Akşemseddin adlı bu zat Padişah-ı şahanenin mürşidi olmasına rağmen:
-“Ya Allah Ya Bismillah” diyerek halatlardan asılan ilk mücahitlerden biri oluyor. Emir ve mürşit birbirlerine öylesine bağlı, öylesine itaatkâr ki: “Karadan gemi yürür mü?” diye o aksakallı mürşidin, ordu kumandalarının ve askerin aklına, hatırına bile gelmiyor. Bu bir samimiyetin, bu bir bağlılığın en açık, en bariz bir örneğidir. İşte İstanbul'un fethine müyesser olan bu bağlılık, bu ihlâs bu samimiyet ve bu büyük teslimiyettir.
Feth-i Mübin'in 562' inci sene-i devriyesinde, inançlı gençlerin, tevhit sancağı altında birlik ve beraberlik ruhu ve şuuru içinde bir yaşantıya talip olanların, özellikle Fatih ve fetih ruhunu kavrama azminde bir hayatı benimseyenlerin 1453 hadisesinin seyrini çok iyi öğrenmek ve kavramak mecburiyetinde olduklarını akıllarından çıkarmamalıdır.
29 Mayıs 1453 tarihinden günümüze gelinceye kadar bunca uzun bir sürenin geçmiş olmasına rağmen fetih olayının tazeliğini koruması ve o günden bu yana gelen nesillere örnek teşkil etmesi, bu muazzam ve müstesna hadiseyi gerçekleştiren Fatih'in çağlara hükmeden dehasının sürekli olarak anılması büyük bir vesile teşkil etmektedir. İşte “Çağ atlama” bu büyük olaya denir.
Ey Fatih yaşının nesi nesli! Seni de bir takım görevler ve yeni fetihler beklemektedir. Hakk'ın isimsiz bir eri/neferi olduğunu asla unutma. Fatih'in hayatını, yetişme tarzını, O'ndaki inanç ve iman akidesini çok iyi öğrenmeye gayet sarf etmelisin! Seni, başka gençlerden, hoyrat bir yaşantı içinde ömür tüketen delikanlılardan ayırt eden bir takım özelliklerin olmalıdır. Bunun için var olduğunu, ecdadına layık genç olarak yetişmek mecburiyetinde bulunduğunu asla hatırından çıkarma.
562’inci yılında fethi gerçekleştirenleri rahmetle yad ediyoruz.
 

Yorum Yazın