Ahmet Turan
Ahmet Turan

Edep Ya Hu

08 Haziran 2022
3 dk Okuma
3 ay önce
Edep Ya Hu

Havaların ısınması ile birlikte Sokakta, Çarşı da, Pazar da, Konser, Şenlik ve Mezuniyet gibi eğlenceli programlarda özellikle gençlerimizin davranışları ile kılık kıyafetleri “Bize yakışmıyor” tarzında eleştirilere maruz kalıyordu.

Ayrıca Sahil de ve Metro İstasyonlarında alenen gayri meşru ilişki içinde olanlarda toplumumuzu rahatsız ediyordu.

Bütün bunlara yönelik geçtiğimiz günlerde okurlarımızın ve şahsımızın köşemizden paylaştığı düşünce ve görüşlere, yine okurlarımızdan katkı amacıyla bazı paylaşımlar geldi.

Biz köşemizden “Bura da sadece kendi görüşümüz değil, hepimizin görüşü yer alacaktır” diye söz vermiştik.

Okurlarımız da destek verince sözümüz yerine geliyor.

‘Kendimiz suçluyuz’ diye dikkat çektiğimiz kılık- kıyafet ve davranışlarla ilgili geçtiğimiz günlerde yazdığımız yazılara okurlarımızdan gelen görüş ve düşünceleri şöyle.

Ahmet Şükrü kardeşimin paylaşımı…

Bizim gençlik yıllarımızda tesettüre uygun giyinmeyen birçok anne görürdük, o annelerin kızları yanlarında tesettürlü olarak yürürdü. Aile içindeki çatışmaları bilirdik. Sayıları az da olsa bazı aileler bu durumdan gayet memnundu.

Bugün 28 Şubat mağduru annelerin kızları annelerinin yanında başları açık yürüyor. Bu durumun esas sebebi kılık kıyafetleriyle alternatif bir görüntü veren anne-babaların yaşantılarıyla alternatif bir yaşam sürememesidir.

Erkeklerin kılık kıyafet üzerinden eleştirilecek, tartışılacak bir durumlarının olmaması, kaybettikleri değerleri göstermiyor gibi gelebilir, esasta aile içindeki değişim erkeklerin hassasiyetlerini kaybetmesiyle başladı.

Bazen oturduğumuz ortamlarda alternatifler geliştirilemediği üzerine endişeli konuşmalar yapıyoruz. Diziler, sinemalar, eğitim sistemi üzerinden o kadar çok sözlerimiz var ki!

Bizim eskiden ne dizilerimiz vardı, ne sinema filmlerimiz vardı ne de eğitim sistemi üzerinden bu kadar bahane üreten sözlerimiz vardı. Biz kendi hikayelerimizin filmlerini oynayan baş aktörlerdik. Alternatifleri başka yerlerde aramazdık, kendimizde gösterirdik.

İblis insanı sebep gösterdi isyan etti, Hz. Adem yasak meyveyi yediğinde şeytanı suçlamadı, “Rabbimiz! Biz nefsimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ki hüsrana uğrayanlardan oluruz” dedi.

Bizler Müslümanca yaşamış olsaydık, çocuklarımız böyle olmayacaktı, çocuklarımızdan fire verenler olsa dahi birçok genç bizleri örnek alacaktı. Bugün toplumsal bir yozlaşma yaşanıyorsa, en başta bizler yozlaşmaya başladığımız içindir.

Gençlerden önce kendimize kızmamız gerekiyor. Tamah ettiklerimiz yüzlerimizi kızartmıyor, gençlerin giyimlerinden utanacak duruma geliyoruz!

Ahmet abinin sahil ve metro istasyonlarındaki gayri meşru ilişkide bulunanlara yönelik paylaşımı..

Cadde- Sokak ve Meydanlarımız hayasız edepsiz ve ahlaksız terörün tacizi altındadır.

Cadde ve sokaklarda fuhşiyat terörü var.

Selçuk Üniversitesi eski Rektörü rahmetli Prof.Dr. Erol Güngör hocamız yıllar önce bir konuşmasında aynen şöyle demiş.

"On yıl aralıksız savaşa girmiş bir millet kendi kıymetlerinden hiçbir şey kaybetmediği halde, onu ilerletmek iddiası ile ortaya atılan sözde problemler, sahte ilerilik gayretleri Türkiye'de Batı'nın 1000 yıldır yıkamadığı yapıyı kısa zamanda darmadağın etti."

Ödüllü bilim adamımız Aziz Sancar da batılıların bize yaklaşımını şu paylaşımıyla anlatmaya çalışmıştı.

Los Angelas ta bir marketten alışveriş yaptım. Kasiyer bana kimlik sordu. Türk ehliyetimi gösterdim

“Haa siz Türk’sünüz. Midnight Express’i izledim, faşitsiniz” dedi.

Ben de “Hiroşima’daki atom bombasını izledim. Film değil gerçekti” dedim.

Kime özeniyoruz.

Kimi örnek alıyoruz.

Yunus Emre ne demiş…..

Gezdim Halep Şam,

Eyledim ilmi talep,

Meğer ilim bir hiçmiş,

İlla edep illa edep

Yorum Yazın