Serdar USMAN
Serdar USMAN

Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 5

06 Kasım 2020
3 dk Okuma
1 yıl önce
Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 5

Geçen gün babamla sohbet ederken ülke anı yazılarımı çok kısa geçtiğimi, daha detaylı yazmamın doğru olacağını ve çoğunun keyifle okuyacağını ifade etti. Tespit çok doğru… Rabbim izin verirse gezip gördüğüm ülkelerden detaylı anı ve gözlemlerimi ihtiva eden bir kitap yazmayı planlıyorum inşallah…

Ülke turlarına devam edelim.

Kenya…

Kenya’ya dört kez seyahatim oldu. Bu ülke beni hep ürpertir. Güvenlik sorunu hiç bitmiyor. Aşırı curcunanın kol gezdiği bu ülkede çoğunuzun malumudur güzel safari alanları bulunuyor. Ben bunlardan Nairobi kent merkezinin hemen çıkışında ki doğal park alanına gitmiş. Çeşitli hayvanları korunaklı araç içinden izleyebilmiştim. Risk olmayan bölgelerde ve zararsız hayvanların olduğu yerlerde araçlarımızdan iniyorduk. Nairobi kent merkezine muhteşem bir cami inşa etmişler. Orada bir kaç kez namaz kılmak nasip oldu. Müslümanlar, duygu, anlayış, tavır açısından birçok noktada birleştikleri için bir anda kaynaşıveriyorsunuz. Ülkede çok güzel AVM’ler inşa etmişler. Sözün özü siyahi Afrika’nın başkenti Kenya’dır. Birçok insan da bu gerçeği kabul etmektedir. Nairobi seyahati düşünen olursa gitmeden önce kalacağınız otel konusunda mutlaka bilen birilerine danışın. Ezbere otel bulmayın. Bir de cadde ve sokak aralarında belirli saatlerde çıkarken bir kaç kişi çıkın, en azından işlek caddelerde kalın. Çünkü çoğu serseri gençler size musallat olabilir. Hatta paranızı gasbetmek için size zarar da verebilirler. 

Hemen Kenya’nın güneyinde ki Tanzanya’ya iki defa yolculuk nasip oldu. Tanzanya benim nezdimde Afrika kıtasında ki en halim selim insanların yaşadığı baş ülkedir. Ellerinde olanı alsanız itiraz edemeyecek kadar mülayim bir yapıya sahipler. Halkının çoğu müslüman olan ülkede her noktada güvenle gezip dolaşabilirsiniz. Ülkeye ilk seyahatimde başımdan geçen bir anımı hatırlarım. Başkent Darüsselam’dan okyanusa feribotla açıldığınızda ortalama 6 saat süren bir yolculuk sonrasında ulaştığınız meşhur bir ada var: Zanzibar adası… Bize sadece 2 saat diyerek ikna eden rehberimiz geminin hareketinden sonra sırra kadem basmıştı. Ara ki bulasın! Bir de öğrendim ki yolculuk süresi rehberin dediği gibi 2 saat değil toplam 6 saatmiş… Hele bir de benim gibi zamanınız kısıtlıysa yapacak bir şeyiniz kalmıyor. Akşama kaldığı için sabaha kadar feribot saatini bekleme yerine dönüşte çift pervaneli uçağa binmiştim. Hayatımda bindiğim en küçük uçaktı. Bacaklarım koltuk önüne sığmadığı için herkes gibi koridor boşluğuna atmıştım.  Tabi korkunç türbülanslar arasında dua ede ede ulaştığım Darüsselam’a vardığımda şükretmiştim.

Uganda’ya da bir gidelim. Bu ülke onca geri kalmışlığına rağmen o kadar natural kalmış ki, hayran kalmadım dersem yalan olur. Havalimanı Entebbe şehrinde olduğu için buradan başkent Kampala’ya ortalama iki saatlik yolculuk sonrasında varabilmiştim. Kampala şehrinde ki o masmavi Victoria gölünün eşsiz manzarası bile ülkeye seyahat için yeterli sebep sayılabilir. Fakat gelişmişlik düzeyi oldukça zayıf olan ülkede yolların rezil hali karşısında üzülmemek elde değil. Arabanın altını vura vura bir yerden diğerine ulaşabiliyorduk. Ülke kısa zaman önce çok değerli yöneticisi   İdi Amin’i kaybetmişti. Bakmayın batının size diktatör gibi yansıttığına! Adamın kralı olduğuna kalıbımı basarım. Uganda’ya seyahat düşünenler ülkede aşırı yoğun olan sinek sürüsünden kurtulmak için yanlarına gerekli ne varsa alsınlar. Yolculuk öncesi aşılarınızı olmayı da unutmayın. Havada uçuşan ne idüğü belirsiz yığınla böcü pörtü var. 

Güney Afrika Cumhuriyeti Afrika kıtasının en ucunda ki son nokta… Fakat burada yaygın olan altın madenlerine çöreklenmek için batıdan ne kadar araştırmacı, gözlemci, şucu bucu varsa mesken tutumuşlar. Buraya yerleşmişler. Sahiplenmişler. Mazlum Afrika insanını çalıştırarak madenlerini çıkarıp bunlara sus payı vererek kendi ülkelerine gönderiyorlar. Avrupa denen balonun bugünkü durumuna nasıl ulaştığının sırrı bu tespitlerimde yatıyor. Onların yaşadığı saltanatın temelinde Afrika insanının acısı, çilesi, alın teri, emeği ve çaresizliği yatar. Kendilerine verilen paycıkla kaderlerine razı olabilecek kadar iyi niyetli kara kıtanın insanları bugün istedikleri noktaya ulaşamadılarsa bunun ardında vampir dişlerinden kan damlayan sözde Avrupa medeniyeti yatar. Bugün Macron keferesinin Türkiye’ye karşı agresif tavrının ardında, bu saltanatının sona ereceğini görmesi yatıyor. Kıtada sürdüregeldikleri sömürü düzeninin sona erecek olması yatıyor. Şundan emin olabilirsiniz, Afrika insanı yaşanan gelişmeleri çok iyi takip ediyor ve nedenlerini gayet iyi öğrenmişler. Kendilerine yol ve yön gösterecek büyükçe bir güce muhtaçlar. Aradıkları boşluğu da attığı adımlarla mazlumun dostu Türkiyemiz dolduracak gibi görünüyor. Bunun farkında olan batının gediklileri Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere devamında da onlardan kalanı yalayacak olan Hollanda, Belçika, Danimarka, İsveç ve diğerleri alabildiğince Türkiye düşmanlığı yaparak atacağımız adımların önünde set oluşturmaya çabalıyorlar. 

Her ne olursa olsun Avrupa, kendini bekleyen kötü sondan kurtulamayacak. Aşırı şatafatın ve lüks yaşamın ardından gelen rezil yaşam sürecinden kurtulamayacaklar. Çünkü ektiklerini biçmelerinin zamanı gelmiştir. Roller değişecek. Tarihinde tuvaletini kaba yaparak sokaklara attıran batı, sözde medeni kisvesiyle uyuttuğu dünya milletleri önünde hesap verecek.

Yorum Yazın