Kerim Toslak
Kerim Toslak

Dini sembol ve kavramları siyasi ve ticari hırsa kurban etmeyelim

28 Mayıs 2022
3 dk Okuma
4 ay önce
Dini sembol ve kavramları siyasi ve ticari hırsa kurban etmeyelim

Siyasetin, ekonominin, ticaretin, hukukunun, dinin vb üzerine inşâ edildiği kavramlar vardır. Tabir caizse her alanın kendisiyle özdeşleşen kavramları vardır.  O alan üzerinde yapılacak çalışmalar bu kavramlar üzerinden yapılır ve o kavramlar üzerine inşâ edilir. İnancımızın itikadımızın ibadetlerimizin öğrenilmesi bir başka ifadeyle dini anlamda zihin dünyamızın inşâsı, dini hayatımızın düzenlenmesi dinimizle özdeşleşen ve sembolleşen kavramlar üzerinden gerçekleştirilir.

Örneğin; sure isimleri, peygamber, takva, namaz, tesettür, tekbir, cennet, melek, safa, merve, mina, arafat, mihrap, şükür, tesbih, rükû, secde, hutbe, minber, ayet, hadis, farz, vacip, sünnet vb...... kavramlar.

Bu kavramlar İslam Diniyle özdeşleşip sembolleştiği için Müslümanlar nezdinde kudsiyet kazanmıştır. Bu kavramların hangi niyetle olursa olsun amacı dışında,  farklı alanlarda kullanılması bu kavramların istismar edilmesidir.

Kavramların istismar edilip içinin boşaltılmasının en büyük zararı da maalesef dinimize olmaktadır. En çok istismar edildiği alanlar da ticaret ve siyasettir.

Kapitalizmin ticari anlayışı ve reklamlar yoluyla kitleleri şartlandırdığı tüketim alışkanlıkları, maalesef üzerine titrememiz gereken bir çok dini sembol ve kavramı hızlı bir şekilde aşındırıp tüketiyor. Örneğin bir çok tesettür defilesinde - ki bu iki kelimenin yan yana gelmesi bile abes- mayolu görüntüleriyle ünlenmiş bayanların boy göstermesi kimseyi rahatsız etmiyor. Tam tersine Allah'ın emri olan tesettüre uygun giyindiği iddiasındaki insanımız defildeki bayanların kırıtarak ve sırıtarak sunduğu kıyafetleri daha çok tüketiyor. Hele de tesettür kıyafetimizin adı İslami kavram ve sembollerden seçilmiş olursa satış ve kâr garantili yatırım oluyor.  Üstelik o defilelerde manken olarak kullanılan bayanlar normal hayatlarında o kıyafetleri asla giymezler. Gitmedikleri gibi çoğu tesettüre de düşmandırlar. Birçoğu magazin basının malzemesidir. Onların defile karşılığı aldıkları astronomik ücreti de onların sunduğu kıyafetleri satın alan tesettürlü (!) kadınlarımız ve kızlarımız dolaylı olarak ödemiş oluyorlar. Bu sayede de kapitalist zihniyet hedefi on ikiden vurmuş oluyor.

Bir süre sonra tesettür kavramımızın içi boşaldığı gibi Allah'ın emri olan tesettür, kapitalizmin bir ticaret metaına dönüşüyor.  Başörtüsünün altında daracık kıyafetleriyle sözüm ona tesettürlü kadınlarımız kızlarımız sokaklarımızı dolduruyor. Tesettür artık Allah'ın farz kıldığı bir örtünme şekli olmaktan çıkıyor. Kadınları ve kızları daha çekici hale getiren, kadın cinselliğini öne çıkaran farklı bir giyim tarzı ve aksesuar oluyor.

Bir dönem Feto yapılanması da cemaat sohbet himmet vb. kavramları da insanımızı da istismar etmişlerdi. Artık insanımız sohbetlerden uzaklaşıp, cami cemaati bile olmaktan imtina edecek noktaya gelmiştir. Zekat ve sadaka verme konularında da dokuz düşünür bir koyar olmuşlardır. Sayelerinde himmet kelimesi netameli hale geldi, ağızlara alınamaz oldu.

Yine günümüzde siyasi alanda, yapılan bazı icraatlarda ve faaliyetlerde önü arkası düşünülmeden dini sembol ve kavramların kullanılması, zaman içinde kavramların içini boşaltıp anlamsızlaştırıyor. Ya da siyasi kişiliklerle veya faaliyetlerle özdeşleşen o kavramlar, siyasi kişiliğin toplum nezdindeki itibarı ve algısı zayıfladıkça veya ilişkilendirilen faaliyetler toplumda rahatsızlık ve sıkıntı oluşturuyorsa ilişkilendirilen kavramların da anlam ve itibarı aşındırılmış oluyor.

Toplumda dini kimlikleri ile öne çıkan dini temsil makamındaki sembolleşmiş âlim, hoca, imam, müftü v.b. kavramlar da önemlidir. Bir dönem Yeşilçam filmlerinde bu kavramların bilinçli olarak aşındırılıp itibarsızlaştırılması modaydı. Bu kavramları başta omuzunda taşıyanlar olmak üzere herkes korumak ve muhafaza etmek durumunda. Temsil ettikleri dine aykırı davranış ve tutumları olduğu zaman, din ile özdeşleşen kimlikleri nedeniyle kendilerinden çok temsil ettikleri dine ve yeni neslin dini kimliklerinin oluşmasına zarar verir.  Çünkü dijital çağında herkesin her yaptığı, konuştuğu, yazdığı, çizdiği göz önünde. Din temsil makamındakilerin de her hali izleniyor. Herkes herkesten haberdar. Herkes herkesi takip ediyor. Hele gençler her şey biliyor.

Belki de bütün gayret ve çabalarımıza rağmen yeni neslin siyaset ve din konusunda beklenen seviyelerde olamayışlarının bir nedeni de budur. Kim bilir...

 

(Şiirce)

TÜKETTİK

Elde olan ne varsa savurduk sağa sola.

Ocakları söndürdük, külü közü tükettik.

Oturduk kalkamadık, çıkmadık asla yola.

Palavra bol keseden, yolda tozu tükettik.

 

Siyaset pazarının hep yüksektir ateşi.

Öğrendik ticareti, bulduk ekmeği aşı.

Aldık sattık her malı, hatta toprağı taşı.

Ne varsa kutsal kavram, sembol, sözü tükettik.

 

Örtünme hevesimiz aktı aktı duruldu.

Tesettürün ölçüsü, örtüsüze soruldu.

Tesettür tarzı giyim, modaya uyduruldu.

Çatladı gitti kabuk, cılız özü tükettik

               SELÇUKLU/KONYA

Yorum Yazın