Kerim Toslak
Kerim Toslak

Cemaâtlere Nasıl Bakmalı

13 Ağustos 2022
3 dk Okuma
1 ay önce
Cemaâtlere Nasıl Bakmalı

Cami, cemaât, camiâ, cem, cemiyet, mecmuâ gibi kelimeler Arapça'da toplanmak fiilinin kökü olan cemeâ kelimesinden türemiş dilimize yerleşmiş kelimelerdir. Cami namaz kılmak üzere (cemaâtin) toplananların (cem olduğu) toplandığı yerdir. Dolayısıyla bizde cemaât kelimesi söylenince ilk akla gelen şey namaz kılmak üzere camide toplanan insanlar anlaşılır.   

İkinci olarak da günümüzde daha çok İslam’ı öğrenmek ve daha güzel yaşamak üzere bir din aliminin, hocanın veya tasavvuf şeyhinin (önderinin) etrafında toplanan insanlar için kullanılmaktadır. Çoğu zaman Hocanın ismi ile ifade edildiği gibi, hocanın ikamet ettiği semtin veya caminin ismiyle de ifade edilir. İsim zikredip de haksız rekabete yol açmamak için (!) isim  zikretmeye gerek görmüyorum. Meramımı, ne demek istediğimi ortalama eğitim almış olan  herkes anlar. Amacım ve niyetim herhangi bir hoca efendinin, din aliminin, tasavvuf şeyhinin cemaâtini hedef alıp kavga etmek değil. Herkesin cemaâti kedine. Sözüm ortaya ve genele dönük bir eleştiri ve bakış. Biraz da acep ben hangi cemaatten olsam diyen, ortada kalmış cemaât arayanlara tavsiye sâdedinde.

Ortada kalmışlar için yapabileceğim ilk öneri; evine en yakın cami cemaâtinden olması. Benim sloganım Müslüman cemaâtsiz olmaz. Cemaâtçi de olmaz.

İkinci olarak herhangi bir cemaâtin cazibesine kapılıp aklını kiraya vermemesi. (siyasi ve ideolojik grupları da buna dâhil ediyorum.) Aklını hep kendi yanında taşıması ve özellikle Rabbi'ne kulluk için çok gerekli olduğunun bilincinde olması. İstifade edebileceği âlimleri, hocaları,

Şeyhleri dinleyip istifade etmeli, alacağı ilmi almalı.  Arı gibi bal yapmalı. Yani arı çiçeklerin özünü toplar kedi öz suyundan da katar bal yapar. O bal arı için geleceğine yatırımdır. Tek çiçekten yapılan bal da baldır ama dikkat etmek gerekir. Bazı çiçekler acı, bazıları zehirli olabilir. Çiçek çeşidi arttıkça bal kalitesi artar.  İnsan da ilmi farklı kaynaklardan almalı. Farklı çeşmelerden içmeli. Bu noktada aklını firasetini kullanmalı. Zehirli ve zararlı kaynaklardan uzak durmalı. İlim amele dönüşürse arının balı gibi geleceğinin garantisidir. Dünyasını da ahiretini de ihya eder.

Allah rızası için yola çıkan alimler, şeyhler, hocalar, etraflarında toplanan cemaâtin davranışlarının elbette kefili değildir. Ancak herhangi bir kimse aldı ister hoca olsun, ister alim, ister şeyh, dininimizin itikadi temellerinin dışına çıkan, şirk olabilecek davranışlara çağırırsa, islam ahlâkına ters davranan, ahlaki zaafiyeti olan bir kişi ise uzak durulmalı.

Yine aile şirketi gibi holdingleşen, cemaatini yolunacak kaz gibi görenlerden de uzak durulmalı.

Siyasetten uzak duruyormuş gibi yapıp, kapalı kapılar ardında, gizli gizi cemaatini siyasi arenaya sürüp pazarlayan farklı şekilde bunun rantını devşiren tiplerden de uzak durulmalı.

Arkasında uluslararası açık veya gizli güçlerin olabileceği, şeyhlerinin hocalarının yurtdışında itibar gördüğü, Türkiye'yi bırak adı sanı duyulmadık dünya coğrafyasında bu güçler tarafından palazlandırılan hormonlu cemaâtlerden de hocalarından da uzak durulmalı.

Bir birleriyle hayırda yarışmak yerine, bir birine çelme takan, bir birine ayak bağı olanlardan da uzak durmalı.

İnsanların zekâları ve kültürel alt yapıları farklı olabilir. Buna bağlı olarak dini anlama ve yorumlamaları farklı olabilir. Bu farklı yorumlamaları (dinin temel ilkelerine aykırı olmadıkça) anlayışla karşılamayan, karşı tarafı tekfir eden, sapıklıkla suçlayanlardan da uzak durmalı. 

Kendi cemaâtinin kardeşliğini, islam kardeşliğinin önüne koyan, bu konuda hak hukuk tanımayan, kendi cemaâtinin farklılığını diğer müslümanlardan ve cemaatlerden belirginleştirmek ve farklılaştırmak için özel gayret gösteren, kisve ve kıyafetler icat eden, zoraki dini kurallar ve söylemler icat edenlerden de uzak durulmalı.

Sonuncuya örnek olsun diye bir hatıramı anlatıp konuyu bitirmeye çalışacağım: Yıllar önce (90 lı yılların başı) imam hatip lisesi müdürü olarak görev yaptığım ilçede, ramazan ayı irşat programı için,  ilçe müftülüğünde bulunuyordum. O sırada ziyaret için orada bulunan bir Diyanet İşleri Başkanlık müfettişi yaşadığı bir olayı anlattı: "Ankara merkezde, esnaf yoğunluklu bir semtte, ismi duyulmuş, cemaati olan bir şeyh-hoca efendi cemaatine ısrarla cumâ namazının sonunda zuhri ahir ve vaktin sünneti olarak kılınan namazları kılmamalarını söylüyor. Bütün sohbetlerinde işlediği en önemli konu bu. Durum başkanlığa şikâyet konusu olunca araştırıp soruşturma görevi verdiler. Gidip hocaya niye böyle gereksiz bir konuyu cemaâtine telkin edip duruyorsun diye sorduğumda aldığım cevap ibretlikti:

"Herkesin söylediğini ben de söylesem cemaâtimi elimde tutamam. Farklı bir şeyler söylemeliyim ki cemaatimi tutabileyim. O konuyu işliyorum. Çükü itikada ve ibadete en zararsız konu onu buldum."

Evet gerçekten ibretlik. Müslüman olmak yetmiyor, illa ki farklı bir cemaat olmak zorundalar(!)

Bu konuda Rabbimiz aşağıdaki ayet-i kerimeler ile bizi uyarıyor. Bu ayetler bizi ilgilendirmiyor, müşriklerle, Yahudi ve Hristiyanlarla ilgili diyerek topu taca atanlar asla iyi niyetli olamazlar. Vebalden kurtulamazlar. Ayet-i kerimeler onların sapıklığa düştüğü konularda, biz de aynı sapıklığa düşmeyelim, ibret alalım diye bize hitap ediyor.

"Gönülden O’na yönelin, O’na saygısızlıktan sakının, namazı kılın ve şirke sapanlardan, dinlerinde ayrılığa düşüp -her bir grubun kendindekini beğendiği- fırkalara ayrılanlardan olmayın." (Rûm Suresi-31,32. Ayetler)

"Dinlerini bölüp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir." (En'âm suresi- 159.Ayet)

Gölbaşı/Ankara

Yorum Yazın