Ahmet ÖZER
Ahmet ÖZER

Caydırıcı cezalar olmadan olmaz

14 Mart 2022
3 dk Okuma
6 ay önce
Caydırıcı cezalar olmadan olmaz

Korona plandemisiyle başlayan ekonomik sıkıntılar bitmeden yenisi başlıyor.

Yaklaşık 20 gündür süren Rusya Ukrayna savaşı enerji fiyatlarının artmasına neden oldu.

Fiyatları 139’a dolara kadar yükseldi.

Bu yükselişte anında fiyatlar pompaya yansırken şimdi 110 dolara kadar geriledi ama fiyatlar düşürülmedi. Artarken ki artışı anladık da düşerken bu düşüşler neden yansıtılmıyor ve Enerji Bakanlığı bu duruma neden ses çıkarmıyor?

Stokçuluk özellikle de ayçiçeği ile ilgili utanç manzaralarını hep birlikte izledik.

Stok severlik bir ahlaki meziyet eksikliğidir, her devirde ve her yerde görülebilir.

Bunu engellemenin tek çaresi cezaların acıtıcı olmasıdır.

Bizde karaborsacılığın bir cezası var mı bilmiyorum.

Varsa da mükâfat gibi basittir.

Ceza ağır değilse caydırmaz. Çünkü bir milyon lira kazandığı fiil için 100 bin lira ceza kesiyorsanız kişi hala 900 bin lira kazanıyordur. Bu ise onun için ödüldür.

Şayet bir milyon kazanıyorsa siz ona 50 milyon ceza kesebiliyorsanız işte o zaman caydırıcı olur. Aksi halde döner döner bu meseleyi konuşur dururuz. Faturasını da siyasetçiler öder.

Geçtiğimiz haftada Ayçiçek yağı ile ilgili yaşananlar her toplum için utanılacak bir durumdur. Hele ki Türk toplumu ve de Müslüman Türk toplumu için utancın en büyüğüdür.

Bu hem fiyat artacak diye malları raftan indirenler hem bunu seyredenler hem de bu ürünlere saldıranlar… Hepinize yazık demek isterdim ama bütün sözler boş. Çünkü siz ahlaki meziyetlerinizi tümden kaybetmişsiniz.

Fakat şurası bir gerçek ki, dünyada bundan sonrada çeşitli oyunlar oynanacak ve bazı ürünlerde darlıklar göreceğiz.

Bunlar gerçekte olan darlıklar değil, oluşturulmuş suni darlıklar. Bu sayede halk galeyana getirilecek, iktidarla arası açılacak. Çünkü yaklaşmakta olan cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve mahalli olmak üzere üç seçim var.

Bu işlerin failleri belli ve özellikle de “üç harfliler” diye adlandırılan yaygın marketler. Bunların ortak hareket ettikleri, akrabalık bağlarının olduğunu bilen biliyor.

Güya iktidara da yakınlar. Yakınken bunları yapanların bir de uzak olduğunu düşünün, vah o zaman milletin haline.

Konuyu daha fazla uzatmadan sözü Diyanet İşleri Başkanlığı’na bırakalım:

“Çalışmak, hayatımıza huzur ve bereket getirir. Allah’ın verdiği aklı, bedeni ve yüreği kullanarak, O’nun razı olacağı işlerde çalışmak, kul için şereftir. Mümin, sürekli kendini yenilemeli, “iki günü eşitse zararda olduğunu” bilmelidir.

Dinimiz, tembelliği, sorumsuzluğu, çalışmadan kazanmayı hedefleyen her türlü sahtekârlık girişimini yasaklar. Toplumun ahlâkî değerlerini hiçe sayarak güven ve huzurunu bozan rüşvet, tefecilik, stokçuluk, karaborsacılık ve alışverişte hile gibi haksız kazanç yollarına kesinlikle izin vermez. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Sizden birinizin urganını alıp dağa giderek bir bağ odun getirip satması ve böylece Allah’ın onun itibarını koruması, bir şey verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden dilenmesinden daha hayırlıdır.” buyurmuştur.”

Yorum Yazın