Kerim Candan
Kerim Candan

Camdan baksın arap kızı

04 Mayıs 2020
3 dk Okuma
2 yıl önce
Camdan baksın arap kızı

Bu satırların yazarı ve siz de dâhil olmak üzere insanlarınyaşı ilerledikçe geçmişe dair ilgi, alaka ve özlemleri daha çok artmaktadır.

Çocukluğumuza ait yaşadığımız ne kadar anı ve hikâyevarsa hepsini bir başka gözle tekrar görüp yâd etmek isteriz. En çok da çocukluk dönemi yaşantıları insanda kalıcı izler bırakmaktadır.

***

Çocukluğumuzda yağmur yağdığında söylediğimiz tekerlemedeki “camdan bakan Arap kızını” hatırlıyorum. Neden camdan baktığını düşünürdüm bu Arap kızının? Diğer çocuklardan ayrı durmasını garipser, bir sorunu ve derdi olduğunu düşünüp üzüldüğümü hatırlarım. Oysa başkaları da bakıyordu camdan, neden sadece Arap kızını söylüyorduk tekerlemede? Her insan bakabilirdi camdan, ya onlar da Arap’tı, ya da camdan bakmıyorlardı!  Aslına bakılırsa yağmur yağarken camdan başka bir yerden de bakma şansınız yoktur. Islanmak istemiyorsanız camdan bakmak zorundasınızdır.

“Yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap Kızı camdan bakıyor” tekerlemesinde Arapların neden dilimize, deyimlerimize bu denli girmiş olduklarına ancak büyüdükçe bir anlam verebiliyordum.  Unutturulmaya çalışılsa da Araplarla, Kürtlerle ve diğer farklı etnik köken ve mezheplerle yüz yıllardır beraber yaşadık. Bu nedenle olsa gerektir, şarkılarımızda, hikâyelerimizde ve dilimizde onlara bu kadar sık rastlıyoruz. Biraz araştırınca teyide muhtaç bilgiler ama Osmanlıca tekerleme olduğu, o dönemlerde cariye, hizmetçiolarak alınan Arap kızlarına ithafen söylendiği rivayet edilmektedir. Bir başka rivayet de çeşitli vesilelerle köle olarak ülkemize getirilmiş Afrikalı ailelerin, diğer çocuklarla oyun oynamayan çocukları için söylenmiş bir tekerleme olduğudur.

***

Coğrafyamızın alt üst oluşundan bir yüzyıl sonra Arap kızları tekrar camdan bakıyorlar. Fakat bu sefer savaşın, acının ve trajedinin ardından kendi ülkelerinden uzaklarda camdan bakıyorlar. Sahi bir Arap kızı camdan bakarken ne düşünür? Suriye’de, Irak’ta kaybettiği babasını, annesini ya da diğer yakınlarını mı düşünür? Yoksa umutlarını, hayallerini mi düşünmektedir? Çocukluğunu yaşadığı sokaklardan ve evinden uzakta olmakise bir çocuğu hüzne boğmak için yeter de artar bile...

Bugün gözlerinin önünde babası şehit edilen çocuklarımız, vatan savunmasında şehit düşen asker, polis ve korucu çocuklarının kaybettikleri babalarına olan özlem ve hasretle yağan yağmuru izlediklerini düşünüyorum da kahroluyorum. Yağmur yağarken bütün bir bölgede, Arakanda, Mısır’da, Doğu Türkistan’da, Filistin’de, Suriye’de ve Irakta mazlum ve mağdur,çocukluğunu yaşayamayan, anne-babalarını kaybetmiş çocukların acılarını düşünelim de onlar için Rabbimize içten bir dua ile yakararak öyle izleyelim yağmuru camdan…Çocuklar ise acılarını kalplerine, öfkelerini yarınlara saklayıp büyümeye devam edecekler.

Her şeye rağmen yağmurun yağışını camdan izlemek güzeldir. Çünkü yağan yağmuru izleyecek bir camınız varsa güvendesinizdir demektir. Başımızı sokacak bir yuvamız varsa büyüklerimizden, rahmetin yeryüzüne inişini izlerken, yoksullar ve yolda kalmışlar için hüzünle dua ederek Yaradan’a şükür etmeyi öğrendik biz…

Yorum Yazın