Kerim Küçüksarı
Kerim Küçüksarı

Bu Dayatma Neden?

02 Eylül 2021
3 dk Okuma
1 yıl önce
Bu Dayatma Neden?

Ortada bir virüs dolaşıyor, zaman geçmiyor ki varyantları çıkmasın! Virüsler mutasyona uğradıkça kimi hızlı yayılıyor, kimi daha ölümcül oluyor!

Diğer tarafta virüsten korunmak için maske ve mesafe kuralı var.

Maske takalım takmasına ama kullanılan maskeler, kontamine olma ihtimali olduğu için “tıbbi atık” olarak değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde maske kullanmanın faydasından çok zararı olabilir!

Şöyle ki; maske kullananlar kullandıkları maskeleri gelişi güzel bir şekilde çöplere veya yere atmaktadır. Gelişi güzel çöpe, yola sokağa atılan, kontamine olma ihtimali yüksek olan bu maskeler enfeksiyonun daha fazla yayılmasına neden olabilir. Bunun olmaması için maskelerin bir poşete konularak ağzının kapatılması ve tıbbi atık kutularına atılması ve bu maskelerin uygun koşullarda imha edilmesi gerekir. Böyle bir uygulama var mı? Halkın ulaşabileceği alanlara tıbbi atıkları toplamak için özel kutular konulabilir mi? Yönetilmesi mümkün mü?

Maske kullanımını düşündüğümüzde bu soruların da cevaplarının bulunması gerekecek.

Diğer tarafta ise “aşı dayatması” var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aşı olmak gönüllülük esasına göre dedikçe birileri rahatsız oluyor sanki! Aşı olmak istemeyenleri PCR testleri ile “bıktırmak ve özgürlüklerini kısıtlamak” istiyorlar. Bu sebepten PCR testinin zorunlu olduğu alanların her geçen gün kapsamı genişletiliyor. Öğretmenlerden sonra İçişleri Bakanlığının yayınladığı “genelge”de bunun göstergesidir.

Yarın PCR testi yaptırmadan evden çıkamazsınız derlerse şaşmayacağız!

Adım adım seçime doğru yaklaştığımız şu günlerde insanları derinden etkileyecek bu tür kısıtlamalara, zorlamalara gerek var mı?

Aşı olmak istemeyen vatandaşın bir çekincemesi var ki aşı olmuyor. Önemli olan bu çekincemeleri, soru işaretli alanları, ikna edici bilimsel verilerle ortadan kaldırmak değil midir? Ünlülerin konuştuğu reklam filmleri ile bu çekincemeler giderilemez, flu alanar netleştirilemez.

Kimse aşı olmaya karşı falan değil. Lakin laboratuardan çıktığı neredeyse kesin olan, sebep ve gelişmesi henüz netleşemeyen bu virüsle birlikte gelen “sıvı” dayatmasına karşı. Bireyin bu sıvıyı anayasal hakkı gereği kabul etmemesi halinde iki günde bir yapılması zorunlu olan PCR testlerine karşı.

Madem aşı virüsün bulaşmasını önlüyor, o zaman zaten sorun yok. Aşı olan kişiler virüsten korunacaktır. Aşı olanları korumak için PCR testi yaptırmaya gerek duyulmaması gerekir!

Aşı, aşı olanı bu virüsten korumuyorsa neden milyonlar tekrar tekrar aşılanıyor?

Sağlık sistemi kilitlenmeye mi çalışılıyor?

Genelgelerin kapsamına giren aşı olmayı kabul etmeyen yaklaşık 21 milyon insanın 48 saatte bir PCR testi yaptırması hesaplanmış mıdır? 21 milyon insan 2 günde bir test yaptırırsa kabaca ayda 300 milyonun üzerinde test yapılacak demek.

Bu testlerin maliyeye yükü ne olacak?

Sağlık sistemi sadece test yapmakla mı meşgul olacak?

Kaybolan zamanları, uzayıp giden test sıralarını, test çubuklarının “harbi” gibi buruna ve ağza sokulmasını ve bozulan sinirleri varın siz hesaplayın!

Madem aşı ve PCR testlerini adım adım zorunlu hale getirecektiniz Covid-19 salgınından yaklaşık 15 ay önce CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer’in 28/03/2019 tarihinde 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda yapılmasını istediği “bireylerin bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanması noktasında kendilerinin ya da ebeveynlerinin rızasının aranmayarak aşılamanın zorunlu hale getirilmesi ve bu duruma riayet etmeyenler hakkında cezaî hükümler getirilmesi”ne yönelik kanun teklifine “evet” demeniz yeterliydi.

İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi, bu kanun teklifi de tüm partilerin ittifakı ile oy birliği ile kabul edilebilirdi!

Bu millet dayatmaları sevmez. Zorlama yapılan işlerden hiç ama hiç hoşlanmaz! 28 Şubat’ta tesettür dayatmasını sevmediği gibi.Bir kurum yâda kişi bir kararı alırken toplumun nabzını iyi tutması gerekir ki sonuçları itibari ile yanlış bir noktaya varmasın.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan PCR testini zorunlu hale getiren genelgelerin iptali için Danıştaya başvuru yapıyor. Danıştay’dan çıkacak karar umarız vatandaşı rahatlatacak bir karar olur.

Küresel efendilerin para sesini sevdiği kadar, kan ve barut kokusunu da sevdiğini biliyoruz. Bu defa yöntem değiştirmişler sanki! Ortada “barutsuz” yapılan bir “savaş” var.

Yorum Yazın