Kerim Küçüksarı
Kerim Küçüksarı

Atatürk’ün Partisini Kurtarın

04 Kasım 2021
3 dk Okuma
11 ay önce
Atatürk’ün Partisini Kurtarın

Türkiye son yıllarda önemli stratejik atılımlar gerçekleştirdi. İç ve dış politika, siyasi, ekonomik ve teknolojik alanda kendine hedefler belirledi. Belirlenen hedeflere ulaşmak için de adım adım ilerlemektedir.

Libya ve Mavi Vatan, Karabağ, Suriye, Balkanlar, Afrika ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri doğudan batıya kuzeyden güneye dostluklarımızı yeniden tesis ettiğimiz ve adını gönül coğrafyamız olarak anlatabileceğimiz yeni sınırlarımız oluştu. Adım adım ve özenle bu sınırlarımız genişletilmeye çalışıldı. Gönlü Türkiye ile atan milletlerle oluşturulan bu sınırlara “Misak-ı Milli” sınırları diyebiliriz.

Dış dünyanın, Türkiye’nin stratejik olarak ilerleyişini, Misak-ı Milli sınırlarınıgenişletmesini dikkatle izlemsini ve bu ilerleyişinin önünü kesmek istemesini anlayabiliyoruz.

Bu ülke insanın anlamadığı konu, yaşanan gelişmelerin ve Türkiye’nin kazanımlarının önüne geçmek isteyen, kendi içerisinde yetiştirdiğini sandığı insanların tutumlarıdır.

Mavi Vatan olarak tanımladığımız deniz yetki alanı dâhil Libya ve Türkiye arasında geliştirilen işbirliğine karşı gelenler, meclise sunulan tezkerelere “hayır” diyenler, bugün Irak ve Suriye tezkeresine sonuçlarını bile bile “hayır” diyor.

Meclise sunulan tezkerelere hayır denilmiş olsa ve tezkereler meclisten geçmemiş olsaydı, Zeytindalı Harekatı, Fırat Kalkanı harekatı ile terör unsurlarından arındırdığımız bölgelerden çekilmek zorunda kalacaktık. Sınırlarımız teröristlerin yuvası haline gelecekti.

CHP ve HDP ittifakı ile tezkerenin çıkmasını istemeyen cephe, PKK/YPG terör örgütünün varlık gösterdiği alanlardan Türk Askeri’nin çekilmesini istiyor.

Ülkemizin güney sınırlarında on yıllardır devam eden terör gruplarının ve bu terör gruplarını destekleyen devletlerin emellerine baktığımızda bu tutumu net görebiliriz. Amaçları Türkiye’yi parçalamak.

Dışarıdan doğrudan gelemeyeceklerini bildikleri için, yerli işbirlikçileriyle Türkiye’nin üzerine geliyorlar. İçerde kargaşa çıkmasını istiyorlar.

Son zamanlarda oluşan ittifaklara ve söylemlere baktığımızda, “Erdoğan gitsin de ne olursa olsun!?” Abdülhamid Han, Sultan Vahdettin gitti ne oldu?! Erdoğan gidince ne olacak?  

Maksat Erdoğan’ın gitmesi değil, maksat Misak-ı Milli sınırlarını Şili’den Sibirya’ya gönül coğrafyasında irtibatta olduğu ülkelere kadar genişleten Türkiye’nin sınırlarına yeniden hapsedilmesi ve mümkünse içeriden parçalanmasıdır.

Türkiye, Viyana Kuşatmasından buyana savunmada kalmıştı. Bu savunmada kalma süreci Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları ile sonra erdi.

Türkiye, hazır elindeki fırsatı değerlendirerek İran sınırından Akdeniz’e kadar olan alandaki tüm terör unsurlarını ve yapılanmalarını bitirmek için bir hamle daha yapmalıdır. Son dönemde konuşulan “yeni harekât” beklemeden yapılmalıdır. "Korkaklıkta zillet ve utanç; ileri atılmakta, izzet ve şeref vardır.”

Yapılacak yeni harekât ile hem içerideki hem de dışarıdaki kurulan hesaplar çöpe atılacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsi manevisinde temsil edilmek üzere siyasi hayattan çekilmelidir.

Bir tarafta bu gelişmeler yaşanırken, diğer tarafta Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası üzerinde siyaset yapılan Cumhuriyet Halk Partisi

Ebediyete inanmayanlar, ebedi eserler ortaya koyamazlar. Mustafa Kemal Atatürk sahip olduğu inançla, gayreti ve azmiyle işgalci emperyalist devletlere karşı Milli Mücadeleyi başlatmıştı. Attığı her adımda milletini ve memleketini düşünüyordu. Tam bağımsız Türkiye’yi kurmayı hedefliyordu.

Bu sebeple;

Ülke genelinde milli birliği sağlamak için attığı her adım milliydi,

Verilen mücadele, başlatılan savaş milliydi,

Savasın sonunda ulaşılması gereken hedefler, milliydi,

Varılmak istenen sınırları işaret eden Misak-ı Milli, milliydi,

Hareketin kor ateşini oluşturan Kuva-yı Milliye hareketi milliydi,

Kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi milliydi.

Bu millilikle, Milli Mücadele zamanında beklemeden hızlı kararlar alabilmek için Kurduğu meclisten Başkomutanlık yetkilerini istemesi de milliydi. Yayınladığı Tekalif-i Milliye emirleri de.

Mustafa Kemal Atatürk’ün emperyalist düşman devletler karşısında bunca verdiği mücadele varken Atatürk’ün mirası olan CHP’yi yönetenler, HDP ile bir olarak yine Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Türk Askerinin İran sınırından Akdeniz’e kadar olan alanda terör grupları ile verdiği mücadeleden geri adım atması için tezkereye “hayır” diyor.

Bilmiyorlar mı tezkere meclisten geçmezse askerin geri çekilmek zorunda kalacağını? Çekildiği yerlere PKK/YPG terör örgütünün yerleşeceğini! Beyler ordu şehir bekçisi değil, İstiklal bekçisidir. Nerede harp yapılacaksa ordu orada savaşını verir.

CHP’yi yönetenler bilmiyorlar mı? Dün olduğu gibi bu gün de emperyalistlerin emellerine ulaşmak için ekonomi üzerinden saldırdığını! Bu konuları en iyi banka ortaklığı da olan, Mustafa Kemal Atarürk’ün mirası üzerinde siyaset yapan CHP yönetimi bilir. Mustafa Kemal Atatürk bugün yaşıyor olsaydı, en az Türkiye’nin bugünkü verdiği mücadeleyi verirdi. Bugünkü CHP yönetimi muhtemelen verilen bu milli mücadeleye de karşı çıkardı.

Bugün CHP’de yürütülen siyaset Mustafa Kemal Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak düzeye gelmiştir. Milli meselelerde en önde olması gerekirken, sınır güvenliği de dahil, milli amaçların dışına çıkılmaktadır. Daha pek çok şey sıralanabilir.

Cumhuriyet Halk Partisi, mezheplerin, etnik azınlıkların ve her hangi bir azınlık oluşumun partisi değil, milli mücadeleyi vermiş topyekûn bir milletin partisidir.

Bu sebeptendir ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi Kuva-yı Milliye hareketi gibi, ilk günkü gibi tertemiz kalmalıdır. Atatürk’ün milli mücadelesini anlayamayan kişilerin yönetiminden alınmalıdır.

Tüm siyasi partilerin genel başkanları Cumhuriyet Halk Partisine üye olmalıdır ve Cumhuriyet Halk Partisi Allah vermesin bu millet yeniden bir milli mücadele verilecek olursa hazır bulunması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsi manevisinde temsil edilmek üzere siyasi hayattan çekilmelidir.

Kendine güvenen çıkıp bir parti kurmalıdır, hiç kimse ama hiç kimse Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasının arkasına sığınarak siyaset yapmamalıdır.

Yorum Yazın