Dilek Bülbül
Dilek Bülbül

Araplardan Anadolu’ya: Tahnîk

22 Kasım 2018
3 dk Okuma
3 yıl önce
Araplardan Anadolu’ya: Tahnîk

Tahnîk “damak” anlamına gelen “henek-hanek” kökünden türeyen bir kelimedir. Fakat terim olarak hurma ezmesi veya bal gibi tatlı bir maddenin yeni doğan çocuğun damağına sürülmesi anlamına gelmektedir. Dinimizde bir çocuk dünyaya geldiğinde ilk olarak yapılması gerekenler arasındadır. Bu konuyla ilgili Hz. Aişe validemiz şöyle anlatıyor: “Yeni doğan çocuklar Hz. Peygamber (sav)’e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmak için dua eder, tahnîkte bulunurdu.” Nitekim bu isimler arasında torunları Hasan ve Hüseyin de vardı. Âlimler bu hadisten hareketle aslında bebeğin ilk tatması gereken şey olduğunu fakat bu işlemin “Salih” bir kimse tarafından yapılmasını söylerler. Araplara özgü bir gelenek olan tahnîk Peygamberimiz (sav) ile birlikte sünnetleşmiştir.  Günümüzde tahnîk uygulaması Türkiye’de ve çeşitli İslâm ülkelerinde farklı isimler altında ve değişik biçimlerde sürdürülmektedir.
Peki bu tahnîk olayı Anadolu’da nasıl farklılaşmıştır? Yakın zamana kadar Araplardaki şekliyle sürdürülen bu sünnet, sadece hurmayla değil üzüm vb. gibi tatlı şeylerin çiğnenmesi yoluyla yapılabilmekteydi. Daha sonraları yeni doğan bebeğin ağzına ermişliğine inanılan bir kimse tarafından tükürmek suretiyle devam ettirilmiştir. Temelde amaç yeni doğan çocuğun ahlâken o kişiye benzemesidir. Ayrıca bu gelenek halk arasında da “Ağzına Tükürmek” deyimi şeklinde kalıplaşmıştır. Argo olarak kötü davranışlarda bulunan insanları uyarmak ve ders vermek için kullanılan bir deyimdir. Kişinin bir konu hakkında karşısındakinden daha uzman, daha bilgili ve üstün olduğunu vurgulamak istediği durumlarda “Ben onun ağzına tükürürüm” yani hesabını sorarım şeklinde kullanılmaktadır. 

Yorum Yazın