Mehmet Kanmaz
Mehmet Kanmaz

Adalet’mi evet tamda zamanı...?

01 Nisan 2022
3 dk Okuma
6 ay önce
Adalet’mi evet tamda zamanı...?

Adalete kimin ihtiyacı yok ki ; kim adaletsiz yaşayabilir? Mazlum “Adalet”e şedit ihtiyaç içindedir; Rahman’a öyle tutunur ki onu arşa taşır.

Adalet olmasa elektron yörüngesinde nasıl döner, Adl olmasa mevsimler nasıl oluşur, Adl olmasa yıldızlar nasıl akar, Adl olmasa Hak yerini nasıl bulur? Hak üzere yaratılan ve Hak üzere duran feza ve arz insanı üzerinde nasıl taşır?

“Adelet”siz bir an ve boşluk yok kâinat ve içindekilerinde, Boynuzlu koyun, boynuzsuz koyuna ne diye vurur; bilmez mi ki bir gün Adl şaşalı tecelli edecektir? Ondan kaçış olmadığı na göre buna cesaret nasıl bir cahillik örneği?

Aklı vardır da ne diye düşünmez insan, kalp vardır da ne diye hissetmez insan, vicdan vardır da ne diye tartmaz insan?

Fezanın, dünyanın, dağın ve diğer mahlûkatın kabul etmediği “emaneti” kabul etmiştir de ondan. “Elest”i unutur, kabri görmez, anda boğulur da ondan…

Dünya gölgeliğini daimi mekân zanneder de koca koca binalar diker. Aldanışın arkasına saklanır; bilmez ki örümceğin evi çürük bir evdir; sermayesini oraya yatırır..! O ağda Adl’ı unutur; düşüş o düşüştür, kaybediş o kaybediş!

Adl’den cahil olan, Rahman’dan gafil olan zalim olur. Mülkü olmayan şey üzerine çadır kurmaya çalışır; rüzgâr susar mı? Hadiseler rüzgârı bir savurur ki Fizan da bile soluk alamaz.

Çöl fırtınası okyanus ortasına yapayalnız atıverir. Yunus zikrine aşina olan sahil-i selameti bulur, yoksa kıyameti bekler yalnızlığın ve kimsesizliğin koynunda.

Adalet olmasa arı bal yapabilir, karıncalar yuva kurabilir mi? Arının kovanına, karıncanın yurduna ne diye ilişir zalim?

Fasıkın haberine inanmak fitneyi çoğaltır, su-i zanla hüküm vermek fıskı büyütür. Vehimle, heva ile hareket helaket kapılarını zorlar. Hepimiz dünya sefinesinde yaşamıyor muyuz ve hepimiz yolcu değil miyiz o gemide?

Şu günlerde yaşamakta olduğumuz siyaset girdabında, Avrupa kafirleri ile Asya münafıkları ve yerli işbirlikçileri öyle bir kirli ittifakın içine girmişler ki bu ortam içinde adaleti yaşamak veya uğradığımız zulme karşı adalet beklemek hakkı yükseklerde tutma misyonunu Adaleti küreselleştirme davası güden bizlere yani vatan kahramanlarına çok uzak değil veya hayal olmaz inşaallah..!

Fazilet ve kemalat’ mertebelerin den ders alan, Esma taliminden geçen, Adl’ı okuyan zalim olur mu; hain olurmu, gafil ve cahilliğinden ileri geliyorsa dost ikazı ile yanlış yaptığını fark eder ve telafi yoluna gider ve gitmeli değil mi..?

Ama heyhat..!

Baharı okuyan, arıdan, karıncadan, örümcek’ den ders alan, feza’yı okuma tahtası gören; nasıl olur da bir kalbi incitir, bir mazluma fiske atar?

Okumak yaşamak içindir, yaşanmayan okumanın ne kıymeti vardır ? Kitap sayfaları, kâinat satırları, hadise harfleri “Adl” ın azam bir isim olduğunu gösteriyor.

Öfkelendiğinde “Adalet” i unutan dersine çalışmamıştır,sınıfı geçemez. Hak onu bir gün yargılar; hak ettiğinden fazlasını vermez, eksiğini de vermez.

Dış ve iç Hadiseler zincirinde Kalkınma yüksek zirveleri görse de büyük büyük eserler hizmete girsede tamda bu zamanda gerek olan ve bir günde bize lazım olacak “adalet”terazisi ne tartıyor acaba…?

Yönetim kademesinde olanlar; yaptığımız ve yapacaklarımız için ve insanımıza hakkı ve hatırı,misyon ve vizyonumuzu anlatmak için mesafeler katederken,şu ekonomik kriz içinde seçim zamanı yaklaştıkça, girilmedik sokak, tıklatmadığımız kapı kalmasın derken ne kadar da muhtacız aslında  Adalet’in yeni tecellisinin başladığı yere ve sorgulamamız gereken  bizim şu anda bulunduğumuz yere…!

Ne dersiniz….

Yorum Yazın