Kerim Toslak
Kerim Toslak

Adalet de nasıl? (II)

21 Mayıs 2022
3 dk Okuma
4 ay önce
Adalet de nasıl? (II)

Evet, adalet de nasıl?

Güçlü olanın kurallarını ve ölçülerini belirlediği bir adalet sistemi, vicdanları tatmin edebilecek bir adalet olabilir mi?

Bugün dünya üzerinde egemen ve güçlü emperyalist devletlerden oluşan BM güvenlik konseyi daimi üyelerinin ölçü ve kurallarını belirlediği BM hukukuna göre dünyada adalet olur mu? Olsaydı geçmişte Cezayir'de Bosna'da yaşanan katliam yaşanır mıydı? Bugün halen Filistin'de Doğu Türkistan'da  v.b. İslam coğrafyasında zulümler olmaya devam eder miydi?

Başka bir ifadeyle "herkesin  adaleti kendine" anlayışının var olduğu bir dünyadayız.

Öyle olunca gücü yetenin yettiğine bir adalet  düzeni kuruluyor. Buna da adalet denmez. Buna orman kanunu denir. Vahşi bir düzen ve güçlülerin ayakta kaldığı bir adalet.

Bildiğiniz hikâye ama anlatmadan geçemeyeceğim. Arslan, kurt, tilki arkadaş olup ormanda birlikte ava çıkmışlar. Bir tavşan, bir geyik bir de bufalo avlamışlar.

Arslan kurda emir buyurmuş.

"Avları adil bir şekilde paylaştır."

Kurt da; "bufalo sizin, geyik benim, tavşan da tilkinin payı" demiş.

Arslan kükremiş pençeleriyle kurdun yüzünü parçalayıp tilkiye dönmüş. 

"Avları adil bir şekilde sen paylaştır" demiş.

Tilki, " efendim tavşan sabah kahvaltınız için, geyik öğle yemeğiniz, bufalo da akşam yemeğiniz için" demiş.

Arslan, " aferin böylesine adil bir paylaştırmayı nereden öğrendin" deyince,

yüzü parçalanmış vaziyette yatan kurdu göstermiş.

 BM hukukunun yapısı da buna benzer bir adalet sistemi sunuyor insanlığa. Devletler arasında adaletin işleyişi böyle olduğu gibi devletlerin iç düzeninde, kendi toplumlarına sunduğu adalet sistemi de  pek farklı olmamış tarih boyunca. Genelde haklının haklı değil, güçlünün haklı olduğu bir anlayış var ola gelmiş.

İstisnası yok mu? Elbette var. Örneğimiz önderimiz peygamberimiz Hz. Muhammed'in(sav) hayatından:

Bir gün Mahzunoğulları kabilesinden Fatıma adında asil bir kadın hırsızlık yapmıştı. O kadının cezalandırmaması için ashabdan Hz. Üsame b. Zeyd'i Peygamberimize aracı olması icin gönderdiler. Bu duruma çok kızan ve üzülen Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Nasıl oluyor da bazı kimseler, Allah'ın kanunu karşısında aracı olmaya kalkışıyor. Sizden öncekilerin mahvolmasının sebebi şudur: İçlerinden asil, ileri gelen birisi hırsızlık yapınca, onu serbest bırakıyor, zayıf ve fakir bir kimse hırsızlık yapınca, onu cezalandırıyorlardı. Allah'a yemin ederim ki Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da cezasını verirdim.”

 Müslümanlar Yüce Allah'ın (CC), "Allah, insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder" (Nisa, 58) ayet-i kerimesini ve Peygamberimiz'in (sav) uygulamalarını esas aldıklarında çok başarılı örnekler ortaya koymuşlardır. İslam mektebi o sayede insanlık tarihine Hz.Ömer (ra) gibi bir  adalet timsalini hediye etmiştir.

Hz.Ömer'in oğlu Asım'ın  torunu Emevi Halifesi Ömer bin Abdulaziz yıllar sonra ümmetin halifesi olur. Kendisini Emevi Hanedanlığının  başına taşıyan Emevi ailesi üyeleri, kendisinden öncekilerin cuma hutbesi bitiminde,  Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin'e  lanet ve hakaret ettikleri gibi O'nun da lanet ve hakaret etmesini beklerken  O, Nahl süresi 90. ayeti okuyarak onları hayal kırıklığına uğrattır. "Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder;  hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir." 

Büyük dedesi Hz. Ömer'in izinden giden bir halife olarak ümmetin yaşadığı zulüm ve haksızlığın kol gezdiği bir ortamda kısa süren hilafetinde adil bir halife olarak iz bırakmıştır. Müslümanlar,  O'nu Raşit Halifeler arasına katıp, yukardaki ayet-i kerimeyi O'nun bir hatırası olarak o günden beri her cuma hutbesinin sonunda okuya gelmişlerdir.

Son olarak Kur'an-ı Kerim, Mâide Suresi 8.ve Nisa Suresi 235. Ayet-i Kerimelerini dikkatinize sunalım ; "Ey inananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah, işlediklerinizden haberdardır. " (Maide-8)

"Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır." (Nisa 135)

Keşke, isanlık Ayet-Kerimelere kulak verse, Allah'ın emirlerine tabi olsa! İşte o zaman insanlar gönül rahatlığıyla "şeriatın kestiği parmak acımaz" diyebilir.  

(Şiirce)

DÜNYADA ADALET OLUR MU?

Bu nasıl bir dünya, adalet nerde?

Gücü yeten yettiğini eziyor.

Vicdanlar kanıyor, zulüm her yerde.

Zalim kanununu kendi yazıyor.

 

Adalet dünyada mülkün temeli.

Tartıyı tutsa da o bayan  eli,

Görmüyor gerçeği, gözleri bağlı.

Zalim alkışlıyor, mazlum kızıyor.

 

Yer ve gök adalet üzere durmuş.

Allah kâinatın dengesin kurmuş.

Sakın ha bozmayın diye buyurmuş.

İyi ıslah eder, zalim bozuyor.

 

Kerim Kul kusursuz değildir haşa.

Rabbim bir belâ vermesin  başa.

Dünyada adalet arama boşa.

Rabbim Hesap Günü işi çözüyor.

           Selçuklu/ Konya

Yorum Yazın