Faruk Başoğlu
Faruk Başoğlu

Accilü Bi’s Salati Gablel Fevt Ve Accilü Bi’t Tevbeti Gablel Mevt

16 Kasım 2021
3 dk Okuma
10 ay önce
Accilü Bi’s Salati Gablel Fevt Ve Accilü Bi’t Tevbeti Gablel Mevt

Hepimizin bir acelesi var gibi bir yerlere bir şeyler yetiştirmek için adeta koşuşturuyoruz. Ya da istemediğimiz bir şeyi ertelemiş gibi rahatız. İster telaşların içerisinde koşaduralım isterse çok şeyi ertelemiş gibi dura duralım ama aynı zamanda hepimizin bir an kulaklarına bir ses takılır. Bu sesi de sıradanlaştırdığımız için sesteki mesajı çoğumuz fark etmez. Bu ses; bir Müslüman öldüğünde minarelerden duyduğumuz cenaze selasıdır. Accilü.. diye başlar ve şöyle seslenir; Accilû bi’s salâti gablel fevt ve accilû bi’t tevbeti gablel mevt. Yani;

“Vakti geçmeden namaz kılmakta acele edin. Ve ölüm gelmeden önce tövbe etmekte acele edin” demektedir.

ACELEM VAR, ACELEM!

Ölen kişi için artık ne önemli randevular, ne planlar ne de takip etmeye mecbur olunan çok çok önemli işler vardır. Yahut ta istemediği, kendine yakıştıramadığı hep uzun zaman sonra gelmesini arzuladığı ölüm uzaktadır, tam da tersine başındadır, yüzleştiği hakikattir ölüm. Hayatın acelesi bitmiş, karşılaşılan ölüm hakikatiyle Allah’ın sevdiği işleri yapmaktaki acelemiz kıymet bulmuş, başka türlü aceleler dünyalık karşılığı servet de olsa altın da olsa teneke kıymeti bile bulmamış, boşa gitmiştir.

Ölümün yaşı yoktur ve “Biliniz ki, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size çatacaktır.” [1]

Kaçamadığımız gibi nerede olursak olalım faydasızdır. Çünkü;

“Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır” [2]Her canlı değişmeyen o hakikatle yüzleşir: “Her nefis ölümü tadıcıdır” [3]

Ve vakit geldi mi “..Süreleri dolduğunda onu bir an bile ne erteleyebilirler ne de öne alabilirler.“[4]

İşte bu yüzden bizlere çok düşkün olan ve biz ümmetini çok seven Allah’ın Rasülü sallallahü aleyhi ve sellem, selada okunan hadisiyle bizlerin hayatın bu koşuşturmasında bir an olsun durup düşünmemizi istiyor: “Accilû bi’s salâti gablel fevt ve accilû bi’t tevbeti gablel mevt”

Vakti geçmeden namaz kılmakta acele edin. Ve ölüm gelmeden önce tövbe etmekte acele edin.”

DURDURULMADAN ÖNCE DURMAK

Öyleyse ne olur; telaşımız neyse bir duralım hele! Ölüm bizi durdurmadan biz kendimiz bir duralım.

Ya da neyi uzak görmenin rahatlığı içindeysek rahatımızı bir bozalımda bir düşünelim hele! Ölümle ağızların tadı bozulmadan düşünelim.

Hem de hakikatlisinden, kendimizi kandırmadan bir düşünüverelim.

Ölüm bir hakikat, ölüm bir yüzleşme, ölüm; sınav süresi biten öğrencilerin sınav kağıdını teslim ettikleri gibi canla beraber ömürlerinde yaşadıkları amelleri de teslim edişleridir.

Artık;

“Bu devirde bankasız, kredisiz, faizsiz ticaret yapılmaz” demenin bir hükmü kalmamıştır.

Günün modasına uymanın, açılıp saçılmanın, Allah’ın istediği gibi yaşamayı gündemimizden çıkarıp zamanenin akıntısına kapılmanın dayanılmaz bir ağırlığı vardır şimdi.

AH KEŞKEM KEŞKEM

Uyanık, iş bilen, iş bitiren helal haram demeden cambazlıkla biriktirilen dünyalıklardan dolayı üst üste yığılan kul hakları telafisi olmayan keşkelerdir.

Allah, “Namazı dosdoğru kılın” diye emrettiği halde, Sevgili Peygamberimiz aleyhisselam “Namaz dinin direğidir..” dediği halde; “Kılarız bakalım” diye ertelememiz bitmiş, hatamızı telafi edecek fırsatımızda kalmamıştır.

Bu anlarla yüzleşmeden önce yapmamız gerekenleri doğrusundan yapmak aklın ve kendimizi sevmenin gereğidir.

HAYATINIZA BİE RESET ATIN

O zaman hayat ayarlarımıza bir reset atalım ve Müslümanca fabrika ayarlarımıza geri dönelim.

Gönül saatimizi, okunacak ezana, ezanla kılınacak namaza göre ayarlayalım.

Ve şu andan itibaren en sonuncusu bir nefes öncesinde bile kalsa tüm günahlarımızı terk edip bir daha işlememe sözüyle ve kararlılığıyla beraber içten, yürekten tövbemiz hep var olsun dilimizde, yüreğimizde. Çünkü ölümün ne zaman geleceği bilinmez.

Ölüme hazır olalım. Ölüm bize azap değil, ölüm bize rahmet olsun müjde olsun. Elimizden geldiğince her işimizde her amelimizde Rabbimizi hoşnut etmeye çalışarak geçirdiğimiz ömrümüzün ölüm finalinde kim bilir belki de Rabbim; “Ey imanın huzuruna kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Böylece has kullarımın arasına sen de katıl. Cennetime gir!” [5] deyiverir. Kim bilir? İnşallah deyiverir. Amin, amin, amin.

1- Cuma Suresi 8

2- Nisa Suresi 78

3- Ankebut Suresi 57

4- Nahl suresi 61

5- Fecr Suresi 27-30

Yorum Yazın