Duran Çölcü
Duran Çölcü

2020 YILINDAN BEKLENTİLERİMİZ

01 Ocak 2020
3 dk Okuma
2 yıl önce
2020 YILINDAN BEKLENTİLERİMİZ

Acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. Her yıl olduğu gibi, yeni yıla bir umut ve beklentilerle gerdik.

Yeni yıl herkesin umutlarının ve beklentilerinin gerçekleştiği, ekonomik olarak rahatladığımız, endişelerden ve belirsizliklerin yaşamayacağımız bir yıl olsun.

Herkesin mutlu ve huzurlu olduğu, Ekonomik kaygılardan uzaklaşıp, ülkemizin sorunlarının çözüldüğü bir dönem olsun.

Ekonomik ve siyasal istikrarla birlikte, birliğimiz ve beraberliğimizin daha da güçlendiği yepyeni bir yılda yaşarız.

Umarım bu yıl, ülkemize ve hepimize huzur ve mutluluk getirir. Beklentilerimiz istediğimiz gibi gerçekleşir.

Gelelim 2020 Türkiye’sinde iş dünyasının ve vatandaşlar olarak bizlerin beklentilerine,

İş dünyası 2020’den umutlu göründüğü gibi, beklentileri genelde hep aynıdır.

Zorlu geçen 2019 yılının ardından 2020 yılının daha pozitif geçeceğini ve Türkiye'nin yeniden yüzde 5 seviyelerinde bir büyüme performansına ulaşabileceğini düşünüyor.

Tabi iki yapılması gerekenlerin biran önce yapılması, bu düşüncenin gerçekleşmesinde etkin bir rol oynayacağı inancı içindedir.

Bunun yanında, ülke gündeminin birincisi sırasında ekonominin yer alması, üretimin desteklenmesi ve önündeki bütün sorunlarının çözümü de önemli bir adım olacaktır. 

Ağır olan maliyet yüklerinden kurtulmayı, geleceğe daha güvenle bakabilmeyi ve yarın ne yapacağım endişesinden kurtulmayı beklemektedir.

Vatandaşlar olarak hepimizin ortak beklentisi de iş, aş, yetecek kadar para kazanma, yarın ne yaparım endişesinden kurtularak, huzurlu ve mutlu yaşamayı istiyoruz.

Bunun yanında İşsiz olan gençlerimizin iş sahibi olması ortak beklentimizdir. 

Öncelikle tüketen değil, üreten olmalıyız. Üretim toplumuna kavuşmalıyız. Tabi ki bu öncelikli bir politika olmalıdır.

Ülkemizin düzlüğü çıkmasında uygulanacakların başında üretim modeline dönüşmek oldukça önem arz ediyor.

Bütçe ve mali disiplinden taviz vermeden ülke kaynaklarımızı verimli kullanarak, yüksek teknolojiye daha fazla önem vererek, her alanda üretim kaynaklı yatırımlara yönelmelidir.

Sanayi ve üretim yerine, sadece tüketime ve inşaat sektörüne sırtımızı dayayarak, büyüme takip edilmemelidir.

Gençlerimizin çoğunluğunun işsiz olduğu ülkemizde, İşsizliğin çözülerek ekonominin daha iyiye gitmesi sağlanmalıdır.

Asıl önemlisi Hukuk, eğitim, özgürlükler alanlarında yapısal reformlar yapılmalıdır. Hayata geçirilmelidir.

Siyasetin ekonomi üzerindeki etkisi azaltılarak, ekonominin siyaset üstü olması sağlanmalıdır. 

Diğer taraftan, sanayici ithal ara mal bağımlılığından kurtarılarak, nitelikli üretim daha fazla teşvik edilerek,  ihracat kapasitesi yükseltilmelidir.

En önemlisi de Ulusal ve uluslararası piyasalara güven veren bir ekonomi yönetimi uygulanmalı ve bu anlayıştan hiçbir şekilde taviz verilmemelidir.

Sonuçta, doğru yönetilen bir ekonomi düzenin kurulmasının yanında, Yerli ve Milli bir anlayışla kendi öz kaynaklarımızla kalkınmayı sağlayarak, büyümeyi gerçekleştirebilir.

Dünya ile daha güçlü bir şekilde rekabetçi bir yapıya kavuşabiliriz.

İthal ürünler yerine, yerli ürünleri tercih ederek, ülkemizin kalkınmasına katkı yaparken, paramızın yurtdışına gitmesinin önüne geçmiş oluruz.

Yönümüzü ve bakış açımızı biraz değiştirmekle hiçbir şey kaybetmeyiz.

Aksine kazanırız. Ne derseniz sizce de öyle değil mi?

Yorum Yazın