Mustafa ÇAMLI

2012’Yİ BEKLERKEN…

25 Kasım 2011
3 dk Okuma
10 yıl önce
2012’Yİ BEKLERKEN…

Dünya  ekonomisi sıkıntılı bir dönemden geçiyor.2008  yılında yaşanan büyük krizin etkileri halen sürmekte.Düne kadar sağlam  bilinen ekonomilerin aslında sanıldığı kadar sağlam olmadığı da bu vesileyle görüldü.Başlangıçta  olayın sadece İrlanda ,Yunanistan gibi görece küçük ekonomilerde yaşanan bir sıkıntı olduğu  düşünülürken ,aradan geçen zamanda listeye sürekli yeni ülke isimleri eklendi. Belçika ,Portekiz,İtalya,İspanya ..derken şimdi Fransa tehdit altında.Avrupa’da hala sağlam olduğuna inanılan bir tek ülke kaldı:Almanya *

Finans piyasalarının baskısı İtalya ve Yunanistan’da  hükümet değişikliği getirdi.Bu ülkelerde şimdi teknokratlar başkanlığındaki  hükümetler iş başında.Bu model küçük farklarla da olsa bizim 2001 de yaşadığımız Kemal Derviş modelini  hatırlatıyor. Şu anda onlar da uluslararası kuruluşlara taahhütler vererek ,yardımın bir sonraki dilimini alabilmenin peşindeler .Bundan sonra onlar için de birinci öncelik  hep  faiz dışı fazla üretebilmek olacak.Oralarda da 15 günde 15 yasa çıkması gerekirse çıkacak.Hasılı bizim 2001’de  yaşadığımız ne kadar dayatma varsa hepsi var bu filmde.Biz  bu filmi görmüştük  ve -Allah tekrar göstermesin- hiç güzel bir film değildi.

Bizdeki duruma gelince ;siyasi istikrar ve beraberinde mali disiplin sayesinde bizde kamu maliyesi sağlam,ekonomik  göstergeler “aman nazar değmesin” dedirtecek cinsten.2010 yılında yaşanan yüksek oranlı büyümenin ardından 2011 ilk çeyrekte yüzde 11  ,ikinci çeyrekte de yüzde 8.8  büyüdük. Öyle olunca da ekonomi ile ilgili konuşan her yetkili”dünya bizi gıpta ile izliyor diye konuşuyor.Bu , doğru ama nereye kadar?Bu kadar entegre olmuş bir ilişkiler yumağında biz daha  ne kadar sağlıklı kalabiliriz ki?

Yaşanan kriz şu ana kadar daha çok gelişmiş ekonomileri etkileyen bir seyir izledi.Gelişmekte olan ülkeler ve Asya  ekonomileri kendi dinamikleri ile büyümelerini sürdürdüler.Ama bu durum sonsuza kadar gidemez.Ülkelerin kendi dinamiklerinin de bir sınırı var ve bu dinamikler aslında çoğu kere dışarıdan beslenen,bir ucuyla da olsa dışarıdan güç alan dinamikler.Türkiye özelinde konuya bakıldığında daha net olarak görülecektir ki; gerek 2010 yılında yaşanan yüzde 8,9 luk büyüme de   2011 yılı birinci ve ikinci çeyrekte yaşanan yüksek oranlı büyümeler  de tamamen iç talep kaynaklı büyümeler.Büyümenin motoru iç tüketim yani.Ve artık görmek gerekir ki bu motor yavaşlamıştır. Yavaşlamak zorundadır da ayrıca.Bizim şu ana kadar krizden az etkilenmiş olmamız kimseyi yanılgıya düşürmesin. Avrupa ekonomileri sıkıntıyı atlatmadan ne bize ne de dünyanın geri kalan kısmına rahat olmadığını bilmemiz gerek.Avrupa ekonomileri talep üretir hale gelmeden krizin bittiğinden söz edilemez.Bunun için de  daha zamana ihtiyaç olduğu aşikardır. Diğer ülkelerden farklı olarak bizi etkileyecek bir diğer önemli faktör de Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerdir.Orada sukunetin sağlanması da yine zaman alacaktır.

2008-2009 yıllarında Avrupa ekonomileri daraldığında bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyada sıkıntı yoktu.Ortadoğu ülkelerinin dünya ile yeterince entegre olmamış olmaları onlara bir koruma sağladı.”Komşularla sıfır sorun” adı altında yürütülen dış politika da bize  bu konuda  belli avantajlar sağladı.Türkiye’yi  pozitif olarak diğer ülkelerden ayrıştırdı.Ama gelinen noktada durumun iki yıl öncesinden çok farklı olduğu aşikardır. Tunus,Mısır,Libya ,derken Suriye … Irak’ta henüz taşların yerine oturmamış olması ve İran’la ilgili uluslar arası arenada yaşanan belirsizlik de bunlara eklenince burada da işlerin eskisi kadar rahat olmadığı kolaylıkla görülecektir.

Buradan sadede gelecek olursak  söylemek istediğimiz şudur ki; 2012 yılının özellikle ilk yarısı zor geçmeye aday bir dönemdir.2010 ve 2011 yıllarında yaşanan  iç talep kaynaklı canlılık yerini daha durağan , daha stabil bir seyire bırakabilir.Bu durağanlığın aşılması içinse ya Avrupa’nın hızlı bir toparlanmaya girmesi gerekir ya da Ortadoğu’nun   problemlerini çözmesi gerekir.Her iki konunun da kısa vadede çözüme kavuşmasının zor olduğu düşünüldüğünde  yapmamız gereken ,daha dikkatli,daha temkinli ve daha hesaplı gitmektir. 

 

*Bu yazının yazıldığı saatlerde Almanya’nın 10 yıllık tahvil ihalesine beklenen talebin gelmediği haberi düştü ajanslara. Bilmem fazla söze gerek var mı?

 

Yorum Yazın